Geçmişten Bugüne, Sanat Dönemleri – Sanat Tarihi Zaman Çizelgesine Detaylı Bir Bakış
(İçerikler araştırmacı kaynaklardan derlenmiştir!)
Selam gezi dostları.. Özellikle yurt dışı gezilerimizde tarihi eserleri, katedral / kiliseler dahil birçok yapıların “Gotik – Rönesans – Barok .. dönemin” den kalma olduklarını birçok makalemizde yazmışızdır.
Sanat, ortaya çıktığı andan günümüze kadar her zaman kültürel açıdan önemli konuları tasvir etmiştir dolayısı ile toplumları bilgilendirmiştir. Bilineni ile sanatın doğuşunda, tarih öncesi dönemlerdeki mağara yaşantısında kaya ve taşların yontulmasının ve oyulmasının da mutlaka etkileri vardır. Tarih ilerledikçe dönemler değişmiş, imkanlar farklılaşmış ve doğal olarak sanat da boyut değiştirmiş ve her dönem için farklı sanat akımları ortaya çıkmıştır.
Geçmişten günümüze sanat akımlarını incelerken Rönesans‘ tan Modernizmin yükselişine kadar her dönemini ayrı ayrı incelemek en doğru yaklaşım olacaktır.
İnsanoğlu ellerini kullanabildiği günden beri, içinde bulunduğu ortamı ve ruh halini yansıtan benzersiz sanat eserleri yaratmıştır. İlk mağara resimlerinden Sistine Şapeli’ nin tavan resmine kadar insanın sanatsal ifadesi, onu yaratan insanların yaşamları hakkında bize çok şey anlatabilir. Farklı sanat eserlerinin kültürel, sosyal ve tarihsel önemini tam olarak kavrayabilmek için, sanat tarihinin zaman çizelgesini ve onu şekillendiren başlıca dönemleri bilmek gerekecektir. Bu yazı, yaratıcılığın en önemli dönemlerine ve bunların ortaya çıktığı tarihsel bağlamlara genel bir bakış sunacaktır.
Sanat Dönemleri’ ne giriş ;
En eski sanat eserleri, yaklaşık 40.000 yıl öncesine dayanan Paleolitik mağara resimleri olarak tanımlanmıştır. Bu döneme ait insan faaliyetlerini belgeleyen ve birçok muhteşem kaya üzerine yapılmış resim ve çiziminde somutlaşan pek çok keşif yapılmıştır. İlk insanların neden sanat üretmeye başladıkları tam olarak bilinmemekle birlikte, bu uygulama yüzyıllar boyunca kesintisiz bir şekilde devam etmiştir. Bilim insanları, erken dönem sanatının amaçlarını, erken dönem kültürlerini, deneyimlerini ve yerel anlatıları kaydetmek için bir araç olarak tanımlamaktadır ; bu sayede bu görüntüler ve hikâyeler bir sonraki nesle aktarılmış olacaktır.

Tarih öncesi bu kaya resimi, Orta Afrika’daki Çad’ın Ennedi Dağları’nda bulunan Manda Guéli Mağarası’nda yer almaktadır. Daha önceki sığır resimlerinin üzerine develer çizilmiştir; bu durum muhtemelen iklim değişikliklerini? yansıtmaktadır (Kay. : David Stanley, Nanaimo, Kanada, CC BY 2.0, Wikimedia Commons aracılığıyla)
Erken dönem sanatsal ifadenin sayısızca olan muhteşem örneklerine rağmen, resim sanat tarihi Romanesk dönemle başlamıştır. Resmi sanat dönemleri zaman çizelgeleri, Taş Devri’ ne ait mağara resimleri, heykeller ve diğer sanat eserlerini ya da MÖ 2000 civarında Mısır ve Girit’ te üretilen güzel freskleri kapsamamaktadır. Bunun nedeni de bu erken dönemlerinin nispeten dar bir coğrafi alana sınırlı olmasından kaynaklıdır. Söz konusu bilinen sanat dönemleri birçok ülkeyi kapsamakta olup çoğunlukla Avrupa ile Kuzey ve Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde ortaya çıkmıştır. Resmi olarak tanınmamalarına rağmen, insanlığın sanatsal yeteneğinin en eski örnekleri olarak pek çok ilginç soruyu gündeme getirmektedir. İlk insanlar bu kadar gerçekçi çizim yapmayı nereden öğrendiler, ilk insanları sanat yaratmaya ne/neler ilham verdi ve sanat, tarih öncesi uygarlıklarda öğretilen bir uygulama mıydı? bunlar hep merak edilmiş konulardır.
İnsanlık tarihinin pek çok alanında olduğu gibi, farklı sanat dönemlerini kesin olarak sınırlandırmak imkânsızdır. Aşağıdaki parantez içinde yer alan tarihler, her bir akımın çeşitli ülkelerdeki seyrine dayanan yaklaşık değerlerdir. Sanat dönemlerinin çoğu önemli ölçüde örtüşür ; daha yakın zamana ait bazı dönemler ise aynı anda ortaya çıkar. Bazı dönemler birkaç bin yıl sürerken, diğerleri 10 yıldan az bir süreyi kapsar. Sanat, sürekli bir keşif sürecidir ve daha yeni dönemler, mevcut dönemlerin üzerine inşa edilmiştir.
Sanat Dönemleri Zaman Çizelgesi
**
Tarihten Bazı Örnekleri


Antik Yunan sanatı, sayısız tapınakları, kalıntıları ve arkeolojik alanları da dahil olmak üzere, yüzyıllar boyunca Batı sanatının kanonunu şekillendiren Klasik stiller hakkında bize fikir vermiştir. Sanat dönemi zaman çizelgesinin 30 yıl önce sona ermesi garip gelebilir.
Bazı sanat tarihçileri arasında, hızlı yaşam temposu ve dijital genişlemenin hüküm sürdüğü çağımızda geleneksel resim kavramının öldüğü yönünde bir düşünce de hakimdir; ancak geleneksel araçların 21. yüzyılda yeri olmadığını düşünmek akıllıca olmaz.
Kısa Kısa Sanat Dönemleri / Önemli dönemler ;
- Bizans Dönemi (330 – 1453) : Doğu Roma İmparatorluğu ve Hıristiyanlaşma..
Bizans sanatı, Yunan kültürünün Hıristiyanlaşmasından ve Roma İmparatorluğu’nun hakim sanat tarzlarından ilham alan ve dini sanat üretiminin arttığı bir dönemdir. Bizans sanatı dönemi, MS 330 civarında başlamış ve 1453’ e kadar sürmüştür. Bu dönemin etkili temaları arasında Yunan Helenistik mitolojisinden ve Hıristiyan edebiyatından sahneler yer almaktadır. Bizans sanatı genellikle üç ayrı döneme ayrılır: Erken Bizans, Orta Bizans ve Geç Bizans dönemleri.
Bizans resimlerinde görülen üsluplar dini ve ibadet odaklıdır ; köşeli konturlar, düz renkler ve belirgin bir altın arka plan içerir. Roma İmparatorluğu’nun Bizans üslupları, “kurtuluşa giden yolu” teşvik eden Hristiyan inancını topluma hatırlatmak amacıyla mimariye ve mozaik yapılarına, iç dekorasyon ve dini yapılar gibi diğer sanat biçimlerine de sızmıştır. Konstantinopolis gibi merkezler, hem Bizans İmparatorluğu’nun hem de Katolik Kilisesi’nin merkezi oldukları için sanatsal ifadenin odak noktasıydılar.
- Romanesk Dönem (1000 – 1300) : Sanat Yoluyla Bilgi Paylaşımı..
Sanat tarihçileri genellikle Romanesk sanat dönemini sanat tarihi zaman çizelgesinin başlangıcı olarak kabul ederler. Romanesk sanat, MS 1000 civarında Hristiyanlığın yükselişi sırasında gelişmiştir. Bu dönemde, Avrupa nüfusunun sadece küçük bir yüzdesi okuryazardı. Hristiyan kilisesinin rahipleri genellikle bu azınlığın bir parçasıydı ve İncil’in mesajını yaymak için alternatif bir yönteme ihtiyaç duyuyorlardı.
M.S. 476′ da Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra sanat, Klasik Yunan ve Roma sanat tarzlarının ideallerinden uzaklaşarak Hristiyanlık tarafından desteklenen dini sanata odaklanmaya başlamıştır. Hristiyan nesneler, hikayeler, tanrılar, azizler ve törenler, çoğu Romanesk resmin tek konusuydu ve bu resimler, halkı Hristiyan Kilisesi’nin değerleri ve inançları konusunda eğitmeyi amaçlıyordu.Romanesk sanat, sade bir tarza sahipti ve belirgin konturlarla net renk bloklarını bir araya getiriyordu. Sanatçılar, Romanesk resim sanatında duvar freskleri, mozaikler, panel resimleri ve kitap resimleri gibi çeşitli biçimleri de benimsemişti.
Romanesk resimlerin ardındaki Hristiyan amacı nedeniyle, neredeyse her zaman semboliktirler. Resimlerdeki figürlerin göreceli önemi boyutlarıyla gösterilir; daha önemli figürler çok daha büyük boyutlarda yer alır. İnsan yüzlerinin sıklıkla bozulmuş olduğunu ve bu resimlerde tasvir edilen hikayelerin yüksek duygusal değere sahip olduğunu görebilirsiniz.
Romanesk resimler genellikle ejderhalar ve melekler gibi mitolojik yaratıkları içerir ve neredeyse her zaman kiliselerde bulunur. En temel düzeyde, Romanesk dönem resimleri İncil’in ve Hristiyanlığın mesajını yayma amacına hizmet eder. Bu sanat döneminin adı, Roma mimarisinde kullanılan ve o dönemin kiliselerinde sıklıkla bulunan yuvarlak kemerlerden gelir.
- Gotik Dönem (1100 – 1500) : Özgürlük ve Korkunun Birleşimi..
En ünlü dönemlerden biri olan Gotik sanat, Fransa’da Romanesk dönemden doğmuştur ve o çağın iki zıt duygusunun bir ifadesidir. Bir yandan insanlar, düşünce özgürlüğü ve dini anlayışta yepyeni bir düzeyi deneyimliyor ve bunu kutluyorlardı. Öte yandan ise dünyanın sonunun geleceğine dair bir korku da hakimdi. Gotik dönem sanatında bu iki zıt gerilimin ifadesini açıkça görebilirsiniz.
Tıpkı Romanesk dönemde olduğu gibi, Hristiyanlık Gotik dönemin gerilimlerinin merkezinde yer alıyordu. Düşünce özgürlüğü arttıkça ve pek çok kişi konformizme karşı çıkmaya başladıkça, resimlerin konuları da daha çeşitli hale geldi. Kilisenin hakimiyeti zayıflamaya başlamıştır. Gotik resimler, tarlada çalışan işçileri ve av sahneleri gibi gerçek hayattan sahneleri tasvir ediyordu. Odak noktası ilahi varlıklardan ve mistik yaratıklardan uzaklaşarak insan olmanın özüne yönelik olması idi. Gotik dönemde insan figürlerine çok daha fazla önem verildi. Gotik sanatçılar, insan yüzlerini daha gerçekçi bir şekilde resmettiler ; yüzler daha bireysel ve iki boyutlu olmaktan uzaklaştı. Üç boyutlu perspektifin gelişmesinin bu değişimi kolaylaştırdığı düşünülmektedir. Ressamlar ayrıca, genellikle gerçekçi bir şekilde tasvir edilen giyim gibi kişisel değere sahip konulara da daha fazla önem verdiler. Birçok tarihçi, Gotik dönemde sanat eserlerinin konularının daha çeşitli hale gelmesinin nedenlerinden birinin, kiliselerdeki resim yapılabilecek yüzey alanının artması olduğuna inanmaktadır. Gotik kiliseler, Romanesk dönemdekilere göre daha genişti ve bu durumun o dönemdeki artan özgürlük duygusunu yansıttığı düşünülmektedir.
- Rönesans Dönemi (1420 – 1520) : Hümanizmin Yeniden Canlanması…
Rönesans dönemi, Michelangelo ve Leonardo da Vinci gibi sanatçılarıyla belki de en bilinen dönemlerden biridir. Bu dönem, ilham kaynağı olarak bireyi ön plana çıkarmaya devam etti ve antik Roma ve Yunan sanat ve felsefesinden etkilendi. Rönesans, kültürel bir yeniden doğuş olarak görülebilir ve genellikle Avrupa genelinde çeşitli sanat akımlarından oluştuğu şeklinde anlaşılır.
Sandro Botticelli, erken Rönesans’ın en popüler ressamlarından biriydi ve daha sonra Pre-Raphaelite hareketinin sanatçıları tarafından yeniden keşfedilmiştir. Erken Rönesans heykel stilleri, Klasik heykelden ilham alan ve Floransa’nın en büyük heykeltıraşlarından biri olarak kabul edilen Donatello gibi sanatçılar tarafından daha da geliştirildi.
Bu kültürel yeniden doğuşun bir parçası da, insanların yaşadığı doğal ve gerçekçi dünyaya yeniden odaklanılmasıydı. Üç boyutlu perspektif, Rönesans sanatında daha da önemli hale geldi ; bu durum Michelangelo’nun Davut heykeliyle açıkça gösterilmektedir. Bu heykel, her açıdan görülebilmesi için bilinçli olarak yaratıldığı için antik Yunan eserlerine bir gönderme niteliğindeydi. Rönesans döneminde kullanılan boyalar da tempera boyadan yağlı boyaya geçişi temsil ediyordu. Rönesans dönemi genellikle büyük Hollanda manzara resimlerinin başlangıcı olarak kabul edilir. İtalyan Yüksek Rönesansının önde gelen ressamları arasında, Michelangelo ve Leonardo da Vinci ile birlikte ideal Rönesans tarzlarının ve değerlerinin özünü bünyesinde barındıran Raphael de vardı.
- Barok Dönemi (1590 – 1760) : İktidarın Yüceltilmesi ve Gözün Aldatılması..
İlahi gücün yerine insanların yaşamlarını yücelten sanat akımı, Barok döneminde de devam etti. Krallar, prensler ve hatta papalar, Tanrı’nın gücünden ziyade kendi güç ve prestijlerinin sanat yoluyla yüceltilmesini tercih etmeye başladılar. Maniyerizm akımını karakterize eden aşırı abartı, Barok döneminde de devam etti; resimlerdeki sahneler giderek daha gerçek dışı ve görkemli hale geldi. Barok resimler, hükümdarların göğe yükselişini, meleklerle birleşmesini ve Tanrı’nın ilahi gücüne ve kudretine daha da yaklaşmasını tasvir eden sahneler içeriyordu. Burada, insan objesinin ilerlemeyi gerçekten görebiliriz ve konu tamamen dini sembolizmden uzaklaşmasa da, insan Barok kompozisyonlarında giderek daha merkezi bir güç haline gelmiştir. Zenginliği ve statüyü yücelten altın ve mermer gibi yeni malzemeler, heykeller için en değerli malzemeler haline gelmiştir. Işık ve karanlığın zıtlıkları, sıcak ve soğuk renkler ve iyilik ve kötülük sembolleri, doğal olarak var olanın ötesinde vurgulanmıştır.
Barok döneminin önde gelen sanatçıları arasında, ışık ve chiaroscuro resminin ustası olarak kabul edilen Caravaggio gibi isimler yer alıyordu.
- Rokoko Sanat Dönemi (1725 – 1780) : Fransız Aristokrasisi..
Rokoko dönemine ait resimler, o dönemin Fransız aristokrasisinin tipik özelliklerini yansıtır. Adı, Fransızca “rocaille “ kelimesinden gelir ve “kabuk işi” anlamına gelir. Barok dönemini karakterize eden katı formlar, ışık, hava ve arzuyla yumuşatılmıştır. Bu dönemin resimleri artık güçlü ve etkili değil, hafif ve neşeli idi. Renkler daha açık ve parlaktı, bazı durumlarda neredeyse şeffaftı. Bu döneme ait birçok sanat eseri dini temaları ihmal etmişti, ancak Tiepolo gibi bazı sanatçılar birçok kilisede freskler yapmıştır.
- Klasisizm (1770 – 1840) : Klasisizme Bir Geri Dönüş…
Klasisizm, Rokoko dönemi gibi, yaklaşık 1770 yılında Fransa’da başlamıştır. Ancak Rokoko döneminin aksine, Klasisizm daha önceki, daha ciddi sanatsal ifade biçimlerine geri dönüştür. Rönesans dönemine çok benzeyen Klasisizm, klasik Roma ve Yunan sanatından ilham almıştır.
Klasisizm döneminde yaratılan sanat, katı formlara, iki boyutlu renklere ve insan figürlerine geri dönüşü simgeler. Bu resimlerin tonu şüphesiz katıydı. Renkler sembolik anlamlarını yitirmiştir. Bu dönemde üretilen sanat, her ulusun insanlarında vatanseverlik duygusunu aşılamak için uluslararası alanda kullanılmıştır. Klasisizmin unsurları arasında Louis-Sieze, İmparatorluk ve Biedermeier yer almaktadır.
- Romantizm (1790 – 1850) : Sanata Daha Fazla Duygu Katmak..
Tarihlerden de görülebileceği gibi, bu sanat dönemi Klasisizm ile yaklaşık aynı zamana denk gelmektedir. Romantizm genellikle Klasisizmin sert doğasına karşı duygusal yüklü bir tepki olarak görülür. Klasisizm döneminin katı ve gerçekçi doğasının aksine, Romantik dönem resimleri çok daha duygusaldır. Romantizmde duyguların ve bilinçaltının keşfi ön plana çıkar. Birçok sanatçı doğal çevreyle etkileşime girdi ve doğanın duygularını nasıl etkilediğini keşfetmek için sık sık doğa yürüyüşleri yapardı.
- Gerçekçilik (1850 – 1925) : Öznelliğin Üstünlüğü..
Romantizm dönemi, kendisinden önceki Klasisizm dönemine karşı bir tepki hareketi olduğu gibi, Gerçekçilik de Romantizme bir tepkidir. Romantik resimlerin güzel ve derin duygusal içeriğinin aksine, Gerçekçi sanatçılar hem iyiyi ve güzeli, hem de çirkini ve kötüyü sunmuşlardır. Dünyanın gerçekliği, Gerçekçi ressamlar tarafından süssüz bir şekilde sunulmuştur . Bu sanatçılar dünyayı, insanları, doğayı ve hayvanları gerçekte oldukları gibi göstermeye çalışırlar. Gerçekçilikte, Gustave Courbet‘nin ifadesiyle, “sanatın gerçeğe yönelik yükümlülüğü”ne odaklanılmıştır.

Tıpkı Romantizm’de olduğu gibi, Gerçekçilik de pekçok kişi tarafından beğenilmemiştir. Resimler göze pek hoş gelmiyor ve bazı eleştirmenler, sanatçının Gerçekçilik iddialarına rağmen erotik sahnelerin bir şekilde gerçek erotizmi yansıtmadığını belirtmişlerdir. Goethe, sanatın gerçekçi değil, ideal olması gerektiğini söyleyerek Gerçekçiliği eleştirir. Schiller de Gerçekçiliği “kaba” olarak nitelendirir; bu, resimlerin çoğunda tasvir edilen sertliği işaret eder.
- Sembolizm (1886 – 1900) : Her Zaman Gözle Görülenden Daha Fazlası Vardır..
1886 ile 1900 yılları arasında, Fransa’da sembolizm çağı edebi bir akım olarak ortaya çıkmaya başladı ve kısa sürede görsel sanatlar dünyasını da etkiledi. Sanatçılar, nesneler aracılığıyla duyguların ve düşüncelerin temsiline odaklandılar. Sembolizm akımının ortak temaları arasında ölüm, hastalık, günah ve tutku yer alıyordu. Biçimler çoğunlukla netti; sanat tarihçileri bunun Art Nouveau döneminin bir öncüsü olduğuna inanıyor.
- Art Nouveau (1890 – 1910) : Her Parıldayan Şey Klimt’tir..

Gustav Klimt, Art Nouveau akımının en önemli sanatçısı olmasa da , en tanınmışlarından biridir. Yumuşak, kıvrımlı çizgileri, bol çiçek motifleri ve insan figürlerinin stilistik karakterizasyonuyla Art Nouveau akımını mükemmel bir şekilde özetler. Birçok ülkede bu stil, Secession stili olarak bilinir. Art Nouveau döneminde üretilen sanat eserleri, simetri açısından zengin olup, neşeli ve genç bir havayla karakterize edilir. Art Nouveau’nun politik bir içeriği de vardır, ancak birçok eleştirmen bunu göz ardı ederek dekoratif yönlerini eleştirir. Art Nouveau dönemi sanatçıları, bu sanat aracılığıyla doğayı endüstriyel şehirlere geri getirmeyi amaçlamışlardır.
- Kübizm (1906 – 1914) : Temsilin Çarpıtılması..

Pablo Picasso ve Georges Braque adlı iki sanatçıyla başlayan Kübizm akımı, parçalanma, geometrik şekiller ve çoklu perspektifler üzerine kuruluydu. Günlük nesnelerin boyutlu düzlemleri farklı geometrik parçalara ayrılıyor ve nesneyi aynı anda birden fazla açıdan gösterecek şekilde yeniden bir araya getiriliyordu. Kübizm, geleneksel Batı resminin tüm kurallarının reddiydi ve kendisini izleyen sanat stilleri üzerinde güçlü bir etkiye sahip olmuştur.
- Sürrealizm (1920 – 1930) : Bilinçaltı Gerçeklikler..
Dadaizm hareketinin saf mantıksızlığı yeterince tuhaf değilmiş gibi, Sürrealistler rüya dünyasını tüm gerçeklerin kaynağı olarak kabul ettiler. En ünlü Sürrealist sanatçılardan biri Salvador Dalí‘dir ve onun Eriyen Saat (1954) tablosunu en iyi bilinenidir.




