Almanaya’ da Az Bilinen Yerler

 

 

Almanya Berlin, Münih, Frankfurt, Köln yada bildik diğer büyük şehirlerden ibaret değildir ;

(Bu makalede bazı bilgi ve görseller alıntıdır!)

 
 
 
Gelin çok fazla göze takılmayan Almanya’ nın şirin kasaba ve kentlerine bir göz atalım.

 

✘-   Ahrtal konum

Ahr Vadisi (Almanca: Ahrtal), Almanya’ da Ren-Palatinate ve Kuzey Ren-Vestfalya’ da bulunan ve  Ahr Nehri‘ ni çevreleyen bir bölgedir .

Aynı zamanda Almanya’nın en büyük kırmızı şarap yetiştirme bölgesidir. Volkanik arduvaz kayalıkları ve toprağın yarattığı sıcak mikro iklim sayesinde kırmızı üzümler burada yetişip olgunlaşabiliyor. Ahr bölgesinin en önemli kırmızı şarapları Spätburgunder (pinot noir), Portugieser, Dornfelder ve Frühburgunder‘dir. Eğer beyaz şarap tercih ediyorsanız, Ahr bölgesi ayrıca olağanüstü blanc de noir şarapları da üretmektedir. Bölgede her yıl yaklaşık 1500 saat güneş ışığı görülmesi, üzüm yetiştirmek için en uygun koşulları yaratıyor. Bunun yanı sıra, verimsiz toprak gündüzleri ısıyı emiyor ve geceleri üzümlerin etrafına yayıyor.

Ahr, Moselle Vadisi ve Yukarı Orta Ren’in aksine burayı bilen yabancı turist sayısı çok az bir bölgedir. Ahr Vadisi, 90 kilometre boyunca uzanan etkileyici manzaraları, büyüleyici yerleri ve sıcakkanlı Ren misafirperverliğiyle övünmektedir. 1121 yılında ilk kez adı geçen ortaçağ kalesi Are Kalesi’nin kalıntıları, Altenahr’ın üzerinde yükseliyor. Kale, 1714′ teki yıkımından sonra restore edilmiş ve kuleye ek olarak, bir şapelin kalıntıları ve ortaya çıkarılmış bir kuyu keşfedilmeyi bekliyor.

1854-1858 yılları arasında neo-Gotik tarzda inşa edilen Sinzig Kalesi, Orta Çağ’dan kalma hendekli bir kalenin kalıntıları üzerinde yer almaktadır. Günümüzde yerel tarih müzesine ev sahipliği yapan kalenin restore edilmiş kule odası, popüler bir nüfus kayıt ofisi olarak hizmet vermektedir.

Altenahr yakınlarındaki “Şeytan Deliği”ne yürüyüş yapın ; çarpıcı bir fotoğraf noktası ve keşif turunuz için heyecan verici bir yer. Efsaneye göre, şeytan, asi bir kadına dönüşen büyükannesini kayanın yüzeyinden aşağı fırlattığında bu deliği yaratmıştır.

Ahrtal’ı deneyimlemenin en iyi yolu şarap içmektir, hatta daha da iyisi, şarap içerken Kırmızı Şarap Yolu’nda (Rotweinwanderweg) yürüyüş yapmaktır (yaklaşık 36 km).

Günübirlik Geziye Hazır Olun! Ahr Vadisi’ne Ulaşabileceğiniz Bir Yolculuğa Çıkın ; Ren Nehri’nin en güzel manzaralarına doğru yola çıkın! Siebengebirge’yi keşfetmenin en iyi yolu tekneyle seyahat etmektir – Nisan’dan Ekim’e kadar (Pazartesi hariç), KD Köln ve Linz arasında günlük turlar düzenlemektedir (detay). 

Zaman kaldı mı?, 1960 ile 1972 yılları arasında inşa edilen Soğuk Savaş dönemi hükümet sığınağını gezmek için Regierungsbunker’ı  ziyaret etmeniz önerilmekte.

 

✘-    Detmold  (konum) ve Teutoburg Wald (Teutoburg Ormanı) (konum) ;

Almanya’nın Lippe bölgesinden geçen bir ormanlık alan olan Teutoburger Wald, Bielefeld ve Detmold’a (ayrı ayrı geziler yapılır) yürüyüş yapmak için idealdir. Detmold, özellikle eski Germenlerin işgalci Roma güçlerine karşı kazandığı zaferi kutlayan ve Detmold’un hemen dışında bulunan   Hermannsdenkmal heykeliyle turistler için ünlüdür.

Detmold, Almanya’nın kuzeybatısında yer alan ve yaklaşık 75 bin nüfusa sahip küçük bir kasabadır. Cumartesi günleri peynir, takı, kitap, sebze ve daha birçok şeyin satıldığı  büyük pazarın tadını çıkarabilirsiniz. Detmold’un eski şehri, ziyaretçiler için çok özel bir yerdir; burada Geç Orta Çağ, Biedermeier dönemi ve Wilhelminian döneminden kalma 700’den fazla mimari anıtı hayranlıkla izleyebilirsiniz. Şehir merkezi her iki dünya savaşında da neredeyse hiç zarar görmediği için, tarihi yarı ahşap binaların ve küçük sokakların çoğu iyi korunmuştur. Öne çıkan yerler arasında, 16. yüzyıldan kalma kale parkına sahip Prens Sarayı ve 1825 tarihli Devlet Tiyatrosu yer almaktadır. 

Dermold şehrine birkaç kilometre uzaklıkta Teutoburg Ormanı’ndaki, oldukça sıra dışı bir kaya oluşumu bulunmaktadır. Büyük kayalardan yoksun bir bölgede, bir alanda yükselen ince taş sütunları,  görkemli bir şekilde yükselerek dikkat çekmektedir. Bu yükselen kumtaşı sütunlar 40 metreden fazla yüksekliğe ulaşıyor. Bunlar yaklaşık 120 milyon yıl önce, bölgenin sığ bir denizle kaplı olduğu Kretase döneminde oluşmuştur. Deniz tabanındaki kum ve diğer tortular zamanla sıkışarak kumtaşı haline gelmiştir. Zamanla, tektonik kuvvetler bu kumtaşı katmanlarını yukarı doğru iterek devasa kaya oluşumları yaratmıştır. Rüzgar ve su erozyonu ise bu oluşumları bugün gördüğümüz şekle getirmiştir. Siteye giriş ücretsizdir; sadece otopark ücreti ödemeniz gerekiyor (€4)

Ancak Detmold’ da sadece heykeli ziyaret etmek ve Hermannahoehen’de yürüyüş yapmakla sınırlı değil. Aynı zamanda, Pilsner ve Bock gibi klasik tarifleri ustalıkla üreten ve zanaatsal bira  yapımı ile geleneksel bir Alman bira fabrikası olan Brauerei Strate‘ye de ev sahipliği yapıyor.

Kuzey Ren-Vestfalya’nın kuzeydoğusunda, Bielefeld ve Diemel Vadisi arasında yer alan Teutoburg Ormanı/Egge Tepeleri Doğa Parkı, 2.700 kilometrekareden fazla bir alanı kaplayarak Almanya’nın en büyük doğa parklarından biri olma özelliğini taşıyor. Çeşitli ve geniş orman patikaları ve manzaralarıyla doğa parkı, keşfetmek ve dinlenmek için mükemmel bir yer. Çok sayıda kültürel ve tarihi özelliğe sahip etkileyici manzaralar, bölgenin tipik görüntüsüdür.

Teutoburg Ormanı, bu taşlık bölgeden geçen birçok rota ile  güzel yürüyüş parkurlarısunmaktadır. İki bilinen parkur Hermannsweg  ve  Eggeweg’ dir. Hermannsweg,  Rheine’den Horn-Bad Meinberg’e  kadar  160 kilometre uzanırken, Eggeweg ise  Horn-Bad Meinberg’den Marsberg’e  kadar  70 kilometrelik bir mesafeyi kapsar . Her iki parkur da Teutoburg Ormanı’nın ormanlık sırtları boyunca uzanır ve Hermannsweg’ in %80’i koruma altındaki doğa rezervlerinden geçer.

 

✘-   Erfurtkonum ;

Almanya’nın Kalbinde Orta Çağın Görkemi..Antik ticaret yollarının kavşağında yer alan Thüringen’in başkenti..

Bazı şehirler tarihlerini müze etiketi gibi taşır. Erfurt ise tarihini her gün yaşıyor ve soluyor misalidir. Almanya’nın coğrafi merkezindeki (ortasındaki)  Thüringen eyaletinin  verimli ovalarından yükselen Erfurt, bir şekilde çoğu Alman şehrinin başına gelen yıkımdan kurtulmuş, bozulmamış bir ortaçağ kent manzarası sunuyor.

Yarı ahşap evler Gotik kiliselere yaslanmış ; 1325’ten beri olduğu gibi, üzerinde dükkanların bulunduğu bir tüccar köprüyü taşıyor. Arnavut kaldırımlı sokaklar, manastırlar ve pazar meydanları arasında kıvrılıyor. Burası Almanya’nın en büyük korunmuş ortaçağ şehir merkezi, ancak çağdaş yaşamla dolu ve açık hava müzesi misali tarihin olağanüstü iyi korunduğu işleyen bir şehir.

Erfurt, bir zamanlar şehrin 25 kilisesi, 15 manastırı ve on şapelinin gökyüzüne uzanan yüksek kuleleri nedeniyle Kuleler Şehri olarak anılır. Özellikle dikkat çekici olanlar, Alman Gotik mimarisinin bu iki ustaca örneğiyle Avrupa’da eşi benzeri olmayan bir mimari topluluk oluşturan Erfurt, bir zamanlar şehrin 25 kilisesi, 15 manastırı ve on şapelinin gökyüzüne uzanan yüksek kuleleri nedeniyle Kuleler Şehri olarak övülüyordu. Özellikle dikkat çekici olanlar, Alman Gotik mimarisinin bu iki ustaca örneğiyle Avrupa’da eşi benzeri olmayan bir mimari topluluk oluşturan Aziz Meryem Katedrali ve Aziz Severus Kilisesi’dir. ve Aziz Severus Kilisesi’ dir.

 

Erfurt Katedrali / Cathedral of St. Mary

Erfurt’un merkezi konumu bir zamanlar onu bir ticaret merkezi haline getirmiştir ve bugün ise şehri keşif için ideal bir konuma getiriyor. ICE yüksek hızlı treni Erfurt’u Frankfurt’a (iki saat), Berlin’e (iki saat) ve Münih’e (iki buçuk saat) bağlıyor. Dresden, Leipzig ve Weimar’a kolayca ulaşılabilir olması, Erfurt’u hem bir varış noktası hem de Almanya’nın kültürel kalbini keşfetmek için bir üs haline getiriyor.

 

✘-   Hainich National Park (Hainich Milli Parkı – web) – konum ;

Hainich Milli Parkı, Almanya’nın tam ortasında, Thüringen eyaletinde yer alıyor. Almanya’nın ortasında bakir bir orman..Devrilmiş, yosun kaplı dev ağaçların temizlenmediği, aksine yeni bir hayata yol açtığı bir yer misalidir.

Mühlhausen, Eisenach ve Bad Langensalza gibi çevre kasabalardan kolayca ulaşılabilen Hainich Milli Parkı eskiden Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin (DDK) askeri eğitim alanı idi, günümüzde bakir bir kayın ormanına ev sahipliği yapan 29 mil karelik el değmemiş yeşil bir alandır. Eğer ağaçlara meraklı değilseniz bile, Hainich Milli Parkı’nda keyifli vakit geçirebilirsiniz.

160 km²’ lik yüzey alanıyla  Almanya’ nın en büyük  yaprak döken ormanıdır. Güney kısmı (75 km²) 1997 yıl sonunda  milli park ilan edilmiştir. 2011 –  UNESCO Dünya Mirası Alanı olan park, inanılmaz bir ağaç tepesi yürüyüş yoluna sahip, aileler için ideal ve günübirlik gezi için mükemmel bir yerdir. Hainich Milli Parkı’nda, bisikletçileri bakir ormanın kalbine götüren, 50 kilometreden fazla uzunluğa sahip üç özel bisiklet rotası bulunuyor.

Almanya’da yaprak döken ormanlar artık sanıldığı kadar yaygın değildir. Özellikle kayın ağaçları nadir hale geldi. Ve bunlardan özellikle Hainich Milli Parkı’nda çok sayıda bulunuyor. 18 Avrupa ülkesindeki 94 alan, ortaklaşa “Karpatlar ve Avrupa’nın Diğer Bölgelerindeki   Bakir Kayın Ormanları” unvanını taşıyor. Ayrıca, nesli tehlikede olan hayvan türleri burada güvenli bir sığınak bulmaktadır; örneğin yaban kedileri. 20. yüzyıla kadar neredeyse tüm Avrupa’da yaygın olarak bulunuyorlardı. Bugün ise popülasyonları endişe verici derecede azalmıştır. Hütscheroda bölge için yaban kedisi köyüdür.

Ormanlık alanda 44 metre yüksekliğindeki bir gözlem kulesi bulunur, bölgenin en büyük cazibe noktasıdır . Yeşil yaprakların oluşturduğu bir  denizinin içinden birçok ziyaretçi için en önemli nokta, “ağaç tepesi yolu” dur. 500 metreden fazla bir uzunluğa sahip olan bu yol, kayın ve meşe ağaçlarının tepeleri arasında kıvrılarak ilerleyen ahşap köprülü yoldur. 

 

✘-    Harz Mountains (Harz Dağları) – konum ;

Harz Distric – Harita

 

Almanya’nın doğal güzelliklerine hayran kalındığında, Kara Orman ve Bavyera Alpleri en çok ilgi gören yerlerdir. Ancak Harz Dağları ve Harz Milli Parkı da aynı derecede övgüyü hak ediyor. Uzun zamandır, hem ilham arayan hem de yoğun bir ormanın ferahlatıcı  keyifi yanında, bazen de zorlu bir gezinti yapmak isteyen  gezginlerinin gözdesi olmuştur.

Heinrich Heine ve Goethe, Harz’ın en ünlü yürüyüşçüleri arasında yer almaktadır ; Goethe, klasik eseri  Faust için bölgenin cadı mitolojisinden ilham almıştır. Bölge bunu benimsemiş ve efsaneye göre cadıların baharın gelişini kutladığı Brocken dağında Walpurgisnacht’ı (1 Mayıs arifesi – 30 nisan) kutlamaktadır. Harzer-Hexen-Stieg adlı 94 kilometrelik,  Osterode’ den Thale’ ye uzanan ve yürüyüşün ortasında Brocken’in zirvesine ulaşan parkurda yürüyüş yaparak kendinizi  tarih ve efsanelerin içine bulabilirsiniz. 

Harz Dağları, Alman masallarının diyarıdır  : dik çatılı, minik pencereli evler ve dar, Arnavut kaldırımlı sokaklar. Karanlık ormanların, coşkun akarsuların ve fırtınalı dağların dünyasıdır.

Ormanlarla kaplı derin vadilere gizlenmiş bu küçük kasabalarda tanıdık mutlaka bir şeyler olacaktır. Bunlar çocukluk hikayelerimizin geçtiği yerlerdir. Kötü cadıların yuvası, yerin altındaki mağaralarda kazı yapan cüceler ve yalnız kulübelerde yaşayan yoksul ormancı ve oduncular.

Grimm Kardeşler öykülerini  çeşitli yerlerden, özellikle de batıda yaklaşık 65 kilometre uzaklıktaki Kassel çevresinden derlemişlerdir. Bu öykülerin çoğu Almanya dışında da oldukça iyi biliniyor: Külkedisi, Hansel ve Gretel, Uyuyan Güzel, Rumpelstiltskin, Parmak Çocuk, Kırmızı Başlıklı Kız, Rapunzel, Kurbağa Prens ve Kurt ve Yedi Çocuk.

Bu bölge aynı zamanda çok sayıda gümüş madeniyle de biliniyordu ; birçok köylü geçimini yer altında sağlıyordu ve kasabaların zenginliği bu madenlerden geliyordu. Bunun iz ve yansımaları  “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler” öyküsünde de görülmektedir. 

Harz için birkaç ölçüm değerleri;

  • deniz seviyesinden 1141 metre yükseklikte bulunur
  • yılda yaklaşık 300 sisli gün ile geçer
  • Temmuz ayında kaydedilen en yüksek günlük sıcaklık 10,3 santigrat derece’ dir
  • Zirvede 178 gün kar örtüsü kalır
  • Yılda yaklaşık 2 milyon ziyaretçiyi ağırlar
  • Ölçülen en yüksek rüzgar hızı 263 km/saat olmuştur

Harz bölgesinin en yüksek dağı olan Brocken (konum), Goethe’nin Faust adlı eserindeki en ünlü sahnelerden birine ev sahipliği yapmaktadır. Şeytan, Faust’u ayartmak için Walpurgis Gecesi’nde Brocken’e götürür  ve  Faust orada cadılar ve diğer kötü yaratıklar arasında çılgın bir eğlence gecesine tanık olur. Yerel efsaneye göre, cadılar her yıl 30 Nisan’da Brocken’in tepesinde toplanarak Cadılar Bayramı’nın Alman versiyonunu kutluyorlar. Benzer bir şekilde, Disney’in Fantasia’sı , Moussorgsky’nin Kel Dağda Gece adlı eserindeki kötülüğün güçlerinin ürkütücü bir şekilde bir araya gelmesini içermektedir.  Brocken Dağı’nın da ağaçsız bir zirvesi vardır ve bu durum uzun zamandır cadılık ve şeytanlıkla ilişkilendirilir.

Özellikle “Brocken hayaleti” olarak adlandırılan olay, eski zamanlarda korku ve dehşete neden olmuştur. Ancak günümüzde bu gizem, basit fizik kurallarıyla kolayca açıklanabilir. Daha doğrusu, Brocken’in yüksek kesimlerindeki yoğun sis nedeniyle oluşan bir optik yanılsamadır. Dağcılar, yoğun bulutların içinde kendi gölgelerini renkli bir ışık parıltısıyla çevrili olarak sık sık görebilirler. Her bir su buharı damlası gölgeyi yansıttığı için, gölge normal bir gölgeden çok daha büyük görünür. Özellikle ürkütücü olan şey ise, gölgenin havada süzülüyormuş gibi görünmesi olacaktır.

Dağın zirvesine eski bir buharlı trenle gidebilirsiniz; dar hatlı demiryolu ağı Harz bölgesindeki birçok kasabadan geçmektedir. Wernigerode, Brocken’e en yakın kasabadır.

Brocken, Harz bölgesinin en yüksek ve en ünlü dağıdır. Zirveye çıkmanın tek yolu ya Wernigerode’den (veya daha uzaktaki kasabalardan, aşağıdaki haritaya bakın) buharlı trenle gitmek ya da yürümektir. Dağın en yüksek köyü olan Schierke’ye kadar bisikletle çıkıp, oradan zirveye yaklaşık iki buçuk saatlik bir yürüyüş yapmak cazip bir seçenektir. Wernigerode’den Schierke’ye otobüsle de çıkabilirsiniz. Bugün bile, Kuzey Almanya’nın en yüksek dağına arabayla ulaşılamıyor. Buna rağmen, her yıl binlerce insan zirveye akın ediyor. Brocken, deniz seviyesinden 1141,2 metre yükseklikte. Bu kulağa pek etkileyici gelmeyebilir, ancak granit kütlesi Kuzey Almanya Ovası’ndan aniden yükseldiği için, uzaktan görülebilen ağaçsız tepesi oldukça heybetli görünüyor. Zirveye ulaştığınızda, güzel havalarda muhteşem bir manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.  Bu nedenle, yayıncılık için ideal koşullar. Doğu Almanya döneminde, ülkenin en güçlü vericisi burada bulunuyordu ve işçi ve çiftçi devletinin mesajlarını Batı Almanya’dan İskandinavya’ya yayınlıyordu. Bugün, beyaz ve kırmızı direk hala radyo ve televizyon programları yayınlıyor. Dağ ayrıca muhteşem gün doğumu ve gün batımlarıyla da ünlüdür.

Yukarı çıkarken kendi kas gücünüzü kullanmak istemiyorsanız, Harz dar hatlı demiryolu tarafından işletilen tarihi Brocken demiryoluna binebilirsiniz ki bu da başlı başına bir deneyim olacaktır. Brockenbahn (tren), Schierke de dahil olmak üzere güzergah boyunca çeşitli erişim noktaları sunar ve güzel manzaralar arasından rahatça geçer. Buharlı lokomotifin tüm güzergahı Wernigerode’den Drei Annen Hohne üzerinden Brocken’e kadar uzanır. Eski buharlı lokomotifler, 3,5 ton kömür ve 700 beygir gücüyle turistleri ve tatilcileri konforlu ve her şeyden önce romantik bir şekilde zirveye taşır.

Kuzey Almanya’nın en yüksek oteli olan Brockenhotel de ziyaret etmeye değer; ayrıca kötü havalarda bile manzaranın tadını çıkarabileceğiniz, hava koşullarından korunaklı bir seyir platformu sunuyor.

Brockenhaus veya müzesi, Brocken ve Harz Milli Parkı hakkında flora ve fauna, hava koşulları, iklim verileri ve Brocken’in tarihsel kullanımı ve gelişimi konularında üç kattan oluşan ilgi çekici bir sergi sunmaktadır.

Zirvedeki devasa bir kaya parçası olan Brockenstein zirve taşı ; Brocken saat kulesinin ortasında yer alıyor. Burada, yerlere ve önemli noktalara olan yönlendirmeleri ve mesafeleri gösteren, yere gömülü 50 levha bulunur. Doğrudan zirve platosunda yer alan bu kaya parçası, saat kadranını andırdığı için Brocken Saati lakabını almıştır.

Brocken Dağı’na çıkan çok sayıda patika bulunmaktadır. Ilsenburg’dan romantik Ilse Vadisi’nden geçen Heinrich Heine Patikası en güzel olarak kabul edilir. En geniş olanı ise Torfhaus’tan başlayan Yeni Goethe Patikası‘dır. Öte yandan en rahat patika, Schierke’deki tren istasyonundan başlar. Oradan, 1899’dan beri Brockenbahn treni zirveye doğru buharla ilerlemektedir.

Wernigerode  (konum) ; Harz’ın Merkezi.  Sıra sıra yarı ahşap evlerle dolu sokaklarıyla adeta bir masal köyü. Eski şehirde (Altstadt), Gotik tarzda inşa edilmiş belediye binası  (Rathaus)   16. yüzyılda yapılmış etkileyici (ve  turuncu ) bir yapıdır. 

Uzun ve sadece yayalara açık olan Breite Strasse caddesinde yürüyüş yapmak , özenle oyulmuş ahşap evlerin çoğunu görmek için keyifli bir yoldur.

Kasabanın güney ucunda Kochstrasse’de (sokağında),  Wernigerode’nin en küçük evi ev’ ini görebilirsiniz. Zemin katı tek bir odadan oluşuyor ve yaklaşık 10 metrekare büyüklüğünde.

Kasabanın yukarısında, giriş yolunu koruyan gargoylleriyle (Çörten) süslü, güzel bir ortaçağ kalesi yer alıyor.

Kasabanın muhteşem manzarasını görmek için kaleye çıkabilirsiniz (genellikle Gotik mimaride katedral ve eski binaların çatılarında bulunan, yağmur suyunu duvarlardan uzağa akıtarak yapıyı erozyondan koruyan, oyma taştan yapılmış grotesk yaratık veya insan figürlü su oluklarıdır). Kale 12. yüzyılda inşa edilmiş ve 1945’te komünist hükümet tarafından el konulana kadar Stolberg Kontlarının ikametgahı olmuştur. Şimdi bir müze olarak hizmet veren kale, aileden alındığı zamanki haliyle korunmuştur. Kalenin iç mekanında, birbirinden güzel ortaçağ mobilyaları, duvar halıları ve muhteşem ahşap oymalarıyla dolu odalar bulunmaktadır. Hatta düğün ve resepsiyonlar için de kiralanabilmektedir.

 

 Kasaba Haritası

Bu kasaba, Almanya’nın en büyük  dar hatlı demiryolu ağının son durağıdır. Wernigerode’den Brocken’e tren yolculuğu yaklaşık 1 saat 40 dakika sürüyor. Yolun ortasında Drei Annen Hohne istasyonunda tren değiştiriyorsunuz. Ardından, dağın zirvesine kadar giden Brockenbahn buharlı trenine biniyorsunuz.  Trenler yıl boyunca çalışır ; kışın karda yapılan bir yolculuk da oldukça güzeldir.

Harz Buharlı Tren Güzergahı

Quedlinburgkonum – (video) ; 

Saksonya-Anhalt’taki bu küçük kasabayı ziyaret etmek; dar, Arnavut kaldırımlı sokakları üzerinde  1300′ den fazla yarı ahşap evle çevrili iyi korunmuş tarihi kasabada görülecek ve yapılacak en ilginç şeyleri bulursunuz. Bu eşsiz karakteri nedeniyle Quedlinburg, Almanya’nın en büyük yarı ahşap şehri olarak kabul edilmektedir. Küçük kasaba, dağların yağmur gölgesinde, sebze tarlaları ve ayçiçekleri arasında, Bode nehri boyunca uzanır. Dünya savaşından etkilenmeyen ve bu nedenle ortaçağ görünümü ve düzeni bozulmadan günümüze kadar korunmuş olarak gelmiş bir kasabadır. 1000 yılı aşkın bir geçmişe sahip olan bu şehrin ortaçağ mimarisine sahip tarihi şehir merkezi, 1994’ten beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır. Harz bölgesinin diğer kasabaları gibi, refahının büyük bir kısmını yakındaki gümüş, bakır ve kalay madenlerine borçludur.

Bu kasaba 800 yıl boyunca kadınlar tarafından yönetilmiştir. Kral I. Heinrich’in dul eşi Mathilde, 936 yılında aristokrat kadınlar için bir manastır kurar ve torunları 966 yılında başrahibe olarak kasabanın yöneticisi olur. Ve kadınlar Napolyon’un 1802′ de şehri işgal edip manastırı dağıtmasına kadar şehri yönetirler (Belki de kadın gücü ile? ; üniversiteye gitme hakkını kazanan ilk Alman kadının Quedlinburg doğumlu olması tesadüf değildir. Dorothea Erxleben, 1754 yılında Almanya’da Tıp Doktoru akademik unvanını alan ilk kadındır.

Antik kent, büyük bir meydanın (Markt) etrafına kurulmuş olup, ortasından Bode Nehri‘nin geçtiği iki tepe üzerine kurulmuştur. Tepelerden birinde Burgberg adı verilen kale/manastır/kilise kompleksi bulunur. Diğer tepe ise Muenzenberg‘ dir. Cheesecake sevenler, kale tepesinin eteğindeki “Käsekuchenbäckerei Vincent“i mutlaka ziyaret etmelidir; kafe, geniş yarı ahşap binasında 130’dan fazla farklı cheesecake çeşidi sunmaktadır.

Markt’ tan kuzeye doğru uzanan Breite Strasse’de , yarı ahşap evlerin birbirinden güzel örnekleri bulunmaktadır.

Burgberg‘ de (“kale dağı”) veya Schlossberg’de,  Başrahibeler Sarayı  (Residenzbau) ve Stiftkirche  St. Servatius  kilisesi bulunmaktadır.

 

.  Goslar konum ;

Goslar kasabası, Harz dağlarının kuzeydoğu ucunda yer almaktadır. Birbirinden güzel yaklaşık 1800 kadar oyulmuş, yarı ahşap evlerle dolu sokaklar ortaya çıkıyor. Aslında, bu kasaba Almanya’da en fazla eski eve sahip kasabası. Goslar sadece zengin bir maden kasabası olmakla kalmamış, aynı zamanda Kutsal Roma İmparatorları da 1039’dan başlayarak 300 yıl boyunca bu şehri ikametgah olarak kullanmışlardır. 50 bin civarı nüfuslu bu küçük kasaba, yüzyıllar boyunca Almanya’nın en önemli yerlerinden biriydi. Rammelsberg madeni aynı zamanda Orta Çağ’da Avrupa’nın başlıca bakır kaynağıydı. Kasaba, savaştan hasar görmeden kurtulur ve geç Orta Çağ kasabasının inanılmaz derecede iyi korunmuş bir örneğidir.

Buradaki evlerde  meleklerin, iblislerin, hayvanların ve mitolojik yaratıkların, insan figürlerinin yanı sıra şaşırtıcı derecede kaba karakterlerle de karşılaşacaksınız. Ana meydan olan Markt’ta  ilginç örnekleri inceleyin (500 yıllık  Kaiserworth Oteli’ nin  üzerinde Alman imparatorları bir dizisi halinde sıralanmış durumdadır).

Kaiserpfalz ,  Markt ‘tan (ana meydan) Hohenweg caddesi üzerinde bulunan kraliyet sarayıdır. Bu bina, on birinci yüzyılda III. Heinrich tarafından inşa edilmiş olup, Orta Çağ boyunca yüzyıllarca Alman imparatorlarının karargâh kurduğu yer olmuştur.

 

Rammelsberg Madeni,  1000 yıldan fazla bir süre faaliyet gösterdikten sonra   cevheri tükenince 1988′ de kapatılmıştır. Yüzyıllar boyunca, kasabanın hemen dışındaki dağdan tonlarca gümüş, bakır ve çinko çıkarıldı. Rammelsberg uzun yıllar boyunca Avrupa bakırının büyük bir kısmının kaynağıydı ve bu madenden çıkarılan gümüş, Goslar’ı çok zengin bir kasaba haline getirmiştir.

 

✘-   Landschaftspark | Peyzaj Parkı- Duisburg (konum) ;

Almanya’nın Ren Nehri kıyısındaki birçok şehir, ülkenin sanayi geçmişiyle yakından ilişkilidir. Almanya’ da birçok eski fabrika kapılarını kapatmıştır. Eski kömür ve çelik üretim alanının zamanla çürümesine izin vermek yerine, Peter Latz adında bir adam, bölgeyi daha önce hiç görülmemiş bir halk parkına dönüştürecek cazibe merkezli bir tasarım geliştirdi.

Duisburg-Nord Peyzaj Parkı sıradan bir park değil; 180 hektarlık alanı endüstriyel kültürü doğayla ve parkı geceleri rengarenk ışıklarla aydınlatan büyüleyici bir ışık enstalasyonuyla birleştiriyor. Alanın ve korunmuş birçok endüstriyel binanın mevcut kullanım alanları son derece çeşitlidir: Tırmanış meraklıları eski dökümhanedeki yüksek ip parkurunda iniş yapabilir veya eski cevher depolama bunkerinde tırmanabilirler. Su sporları meraklıları ise Avrupa’nın en büyük kapalı dalış havuzuna, eski eritme tesisinin suyla dolu gaz deposuna dalabilirler (Bunker   ; Genellikle savaş zamanlarında kullanılan betonarme yer altı sığınakları veya sanayi/denizcilikte dökme malzemelerin / kömür, tahıl, yakıt vb. depolandığı koni/piramit şeklindeki özel yapılardır).  

Kullanım dışı kalan yüksek fırın, ziyaretçilerin geniş yeşil park alanının muhteşem panoramik manzarasının tadını çıkarabileceği bir seyir kulesine dönüştürülmüştür. Özellikle geceleri, Duisburg-Nord Peyzaj Parkı’nın yukarıdan eşsiz bir manzarası vardır.

 

✘-   Mittenwald | Bavyera – konum

İnsanlar Bavyera dağlarına seyahat etmekten bahsettiklerinde, genellikle Garmisch-Partenkirchen‘i (konum) ve Zugspitze’ ye  doğru tırmanmayı kastediyorlar (Zugspitze ; Almanya’nın en yüksek dağıdır. Deniz seviyesinden yüksekliği toplam 2.962 metredir. Garmisch-Partenkirchen şehrinin güneyinde yer alır). Ancak Garmisch-Partenkirchen yıllar içinde, özellikle turistler arasında son derece popüler bir turistik yer haline geldi ve kalabalıklaşıp pahalı bir detinasyon oldu. Bu durum,  Münih’ten trenle sadece 100 dakika güneyde bulunan Mittenwald‘ a gitmek için bir bahane olmuştur ( İsterseniz, Garmisch-Partenkirchen’den de geçebilirsiniz). Mittenwald’da Bavyera kültürünün tam ortasıdır. İncil figürleriyle boyanmış evler, Weißwurst (beyaz sosis) ve belki de en önemlisi de sayısız yürüyüş parkurları. Karwendelbahn (teleferik) ile Avusturya sınırına kadar çıkıp yürüyüş yapabilir, Kranzberg kayak alanında dolaşabilir ve komşu Ferchen ve Lauter göllerine doğru inebilirsiniz.

Mittenwald’ın asıl ünü ise kemanlarından geliyor. Matthias Klotz, 1685 yılında bu sanatı bölgeye getirdi ve o zamandan beri günümüze kadar gelişti. Kasaba genelinde, “Geigenbaumeister” (Keman Ustası) unvanına ulaşmış çeşitli keman yapımcılarının atölyelerine işaret eden tabelalar göreceksiniz. Yerlilerin en çok anlattığı hikaye ise Mozart’ın gövdesine “Made in Mittenwald” (Mittenwald’da Üretilmiştir) yazısı kazınmış bir keman çaldığıdır. Bugün bile bir Mittenwald kemanı, müzik aletlerinin Gucci’si gibi, değerli bir eşya olmaya devam ediyor.

Şnitzel Bavyera icadı değil, ama şimdiye kadar yediğiniz en iyi şnitzel çeşidi Mittenwald’daki “Gasthaus Römerschanz restoranında  bulunuyormuş (önerilen) (konum). Üstü kalın bir peynir tabakasıyla kaplanmış ve üzerine yaban mersini serpilmiş olarak servis ediliyor imiş?.

 

✘-   Mosel Nehri | Burg Eltz, Beilstein, Ediger-Eller ;

 

✘-    Monschau ve  Eifel Milli Parkı (konum) ;

Almanya’daki Aachen’e ve Belçika sınırına yakın bu muhteşem küçük kasaba, tarihi yarı ahşap evleri ve dar sokaklarıyla ünlü, Eifel Milli Parkı’na (Nationalpark Eifel) yaklaşık 30-40 dakika sürüş mesafesinde (30 km) bulunan büyüleyici bir Orta Çağ kasabasıdır. 110 km² alanı kaplayan milli park; yürüyüş, tekne turları ve yaban hayatını gözlemleme imkanı sunar.

Rur nehri üzerindeki kayalık duvarların üzerinde yükselen beyaz ahşap evler. Sokaklarını dolduran minik, şirin kafeler, tüm evlerin pencerelerinden, balkonlarından sarkan rengarenk sardunyalar. Uzaktan görkemli bir şekilde yükselen kale kalıntıları. Yemyeşil tepeler ve yeşilliklerle çevrili, dolambaçlı arnavut kaldırımlı sokakların üzerinde eğri büğrü cephelerin yer aldığı bir kasaba. Monschau, son 300 yıldır neredeyse hiç değişmeden kalmıştır. Monschau’nun en ünlü yerleri arasında Rotes Haus müzesi ve 13. yüzyıldan kalma Monschau Kalesi bulunmaktadır. Ve Monschau’nun ünlü hardalını tatmadan şehirden ayrılmayın!

Monschau’ya Aachen’dan otobüsle gitmek mümkün. Düzenli aralıklarla otobüs kalkıyor ve yol  yaklaşık 1 saat sürüyor. Belçika’dan veya  Alman şehrinden geliyorsanız ise önce Aachen’a gelip oradan otobüse binmeniz gerekiyor. Monschau’nun şehir içini nostaljik trenle ücretsiz gezebiliyorsunuz.

 

Eifel Milli Parkı ; Park alanı, Ocak 2004′ te kurulan Almanya’nın 14. Milli Parkı olmuştur. Jeolojik olarak, bu bölge volkanik aktiviteyle şekillenmiştir. Ziyaret ücretsizdir ve bilgi alabileceğiniz 4 giriş kapısı bulunmaktadır. Buradan Milli Park içindeki rehberli yürüyüşlerden birine katılabilirsiniz. Ancak yalnız yürüyüş yapmak veya bisiklet sürmek size daha uygunsa, birçok rotadan birini seçebilirsiniz. Doğa tutkunları için çok sayıda kolay yürüyüş parkuru ve vahşi yaşam parkı mevcut. 313 kilometrelik Eifelsteig parkurunun bir etabında yürüyüş yapabilir veya Eifel Milli Parkı’nı ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca bisikletçiler için 104 kilometre uzunluğunda yol mevcuttur.

Ordensburg Vogelsang ;  Eifel Milli Parkı içinde yer alan eski bir Nazi kompleksidir. Tarihi eser olarak tescilli ve tamamen korunmuş olan bu kompleks, 1936 ile 1939 yılları arasında Nazi Partisi tarafından (NSDAP) geleceğin liderleri için bir eğitim merkezi olarak kullanılmıştır . 1 Ocak 2006’dan itibaren ziyaretçilere açılmıştır. Nazi Almanyası’nın en büyük mimari kalıntılarından biridir.

Eifel bölgesi ayrıca Ahr Vadisi (Ahrtal) ve Moselle Vadisi’nin (Mosel) bazı kısımlarını da kapsar.

 

Eifel’ de bulunan küçük birkaç kasaba ;

  • Monreal Köyü konum ;

Bu küçük köy, Elz nehri üzerinde dar bir vadide yer almaktadır. Monreal’in tarihi yarı ahşap evlerinin birçoğu 1400′ lerin ortalarına kadar uzanmaktadır. Köyü güzel bir şekilde gören kale kalıntıları (Löwenburg ve Philippsburg) ile köy çevrilidir.

 

  •  Berg Eltz – konum  – web  ;

    Bu, Moselle Nehri yakınlarındaki en güzel kaledir, ancak Moselle Nehri’nde yapılan bir nehir turu sırasında onu göremezsinizKale, Elzbach Nehri  (Moselle’nin bir kolu) ile çevrili 70 metrelik bir burun üzerine inşa edilmiştir.  Kale, “taş üzerine bir peri masalı” misali bir şövalye kalesinin en güzel örneği olarak kabul edilir.

    Berg Eltz, kuleleri, yarı ahşap duvarları ile muhteşem bir şekilde korunmuş bir kaledir ve adeta ıssız bir yerde bulunur. Bu kalenin sahibi olan aile hala burada yaşıyor ve 850 yıldır atalarının evinde ikamet ediyorlar. 

    Eltz Kalesi Nisan ayından 1 Kasım’a kadar açıktır. Ziyaretler ve rehberli turlar her gün sabah 9:30’dan akşam 17:30’a kadar mümkündür.
    Uzman rehber eşliğindeki turlar her 10-15 dakikada bir başlar ve yaklaşık 40 dakika sürer. Gruplar için İngilizce, Fransızca ve Hollandaca dillerinde rehberli turlar talep üzerine mevcuttur. Anaokulu ve okul grupları için özel rehberli turlar da düzenlenmektedir. İki adet self servis restoran, konukları rahatlamaya ve keyifli vakit geçirmeye davet etmektedir.

    Eltz Kalesi’ne nasıl ulaşılır:
    Wierschem üzerinden geldiğinizde, Eltz Kalesi’ne yaklaşık 800 metre mesafede bulunan otobüs ve otoparka ulaşırsınız; buradan kaleye gidiş ve dönüş için servis otobüsü kalkmaktadır.

    Öneri : Otoparktan, orman içinden kaleye giden bir patika var. Bu patika yaklaşık 1,3 kilometre uzunluğunda olup otoparkta işaretlenmiştir ve kolayca yürünebilir. Muhteşem doğa ve sizi kesinlikle büyüleyecek Eltz Kalesi manzarası vaat ediyor! Mosel vadisinden başlayarak Maifeld ve kalelerini keşfetmek için kale otobüsünü kullanın. Sezonunda ; tam /14 € / İnd : 7 € // Aile ; 34 € -2026

  •  

  • Bad Münstereifelkonum ;

Eifel bölgesinde yer alan tarihi bir kaplıca kasabasıdır. Eski şehir, korunmuş bir ortaçağ surunun içinde yer alır ve büyük ölçüde yayalaştırılmıştır. Şehre dört şehir kapısından birinden girdikten sonra, 17. yüzyıldan kalma yarı ahşap evlerle çevrili Arnavut kaldırımlı sokaklarda yürüyeceksiniz. Şehrin manzarası, Erft nehri ve nehrin üzerinden geçen on taş köprüyle daha da güzelleşiyor. Şehrin yukarısında, 13. yüzyıldan kalma bir kale bulacaksınız. Kale özel mülkiyete ait olup içinde bir restoran da bulunmaktadır.

Kasabayı çevreleyen geniş ormanlık tepeler  Eifel Doğa Parkı’nı oluşturmaktadır. Bad Münstereifel’deki en güzel outlet merkezi, çeşitli mağazalarının tarihi şehir merkezine entegre edilmesiyle oluşturulmuş. Birkaç tarihi binanın kullanılmasıyla hem giyim, ayakkabı ve daha birçok ürünü cazip indirimlerle sunan outlet mağazaları yanında 2020’de 100. yılını kutlayan “Şapka Evi” gibi özel mağazaları içeren, atmosferik bir alışverişin merkezi. Burada her yaş için şapka, kep, atkı ve eldiven bulabilirsiniz. Bad Münstereifel’de, nemli, yumuşak ve bol baharatlı zencefilli kurabiyeler üretiliyor.

 

✘-    Neckarsteig ve Kale Yolu (konum) ; 

Neckarsteig, Alman Yürüyüş Birliği tarafından onaylanmış bir yürüyüş parkurudur ve Almanya’da Heidelberg ve Bad Wimpfen (konum) arasında uzanan, yaklaşık 130 km uzunluğunda, 5-10 günde tamamlanan, oldukça zorlu (4.000 metreden yüksek  irtifa) bir uzun mesafeli yürüyüş parkurudur. QR kodları sayesinde yürüyüşçüler, görülecek yerler hakkında doğrudan yerinde bilgi edinebilirler. Büyüleyici Neckar vadisi, kaleler, üzüm bağları ve ormanlardan geçer ve tren istasyonlarıyla iyi bağlantılıdır. Ayrıca  konaklama/restoran imkanları da boldur.

YürüyüşRotası

Rota boyunca tırmanılıp inilecek çok sayıda yükseklik farkı var ve bu fark Almanya’ nın en yüksek dağı Zugspitze‘ den (2.960 m.) daha fazla. İyi bir ekipman önerilir.

En büyük lojistik avantajlardan biri toplu taşıma bağlantısıdır. Her etabın başlangıç ​​ve bitiş noktaları S-Bahn ve/veya tren hatlarına bağlıdır. Bu nedenle, rotaların bir kısmı kolayca yürüyerek kat edilebilir. Alternatif olarak, bir tekne turuna katılabilir ve Neckar Nehri üzerindeki bir bölümü gemiyle gezebilirsiniz. Mükemmel bir yürüyüş deneyimi için, elbette, bölgedeki lokantaların lezzetlerini kaçırmayın.

Yürüyüş parkurları  (resmi web)

1. Etap: Heidelberg – Neckargemünd (13 km)

2. Etap: Neckargemünd – Neckarsteinach (9 km)

3. Etap: Neckarsteinach – Hirschhorn (16 km)

4. Etap: Hirschhorn – Eberbach (12 km)

5. Etap: Eberbach – Neunkirchen (18 km)

6. Aşama: Neunkirchen – Neckargerach (18 km)

7. Etap: Neckargerach – Mosbach (14 km)

8. Etap: Mosbach – Gundelsheim (12 km)

9. Etap: Gundelsheim – Bad Wimpfen (14 km)

 

Burgenstraße & Heidelberg

Kale Yolu, Bu yol “Mannheim” da muhteşem bir başlangıçla büyüleyici bir müzeye ev sahipliği yapan Mannheim Saray’ ı ile başlıyor ve ilerisindeki   Heidelberg/Schwetzingen’den Bayreuth‘ a uzanan ve Almanya’nın en eski tatil yollarından biri olan Burgenstraße – “kaleler yolu” sloganı ile  840 kilometre uzunluğunda yol alıyor. Güzergah boyunca yaklaşık 60 kale ve saray görülebilir. Ayrıca, ister araba, ister karavan, ister bisiklet, isterse de klasik bir araçla olsun, geçmişte bireysel ve rahat bir gezinti için birçok fırsat bulunmaktadır.

Kale Yol Haritası

Mart 1954′ te Mannheim, Heidelberg, Heilbronn, Rothenburg ob der Tauber, Ansbach ve Nürnberg şehirleri, ortak bir girişim oluşturmak amacıyla birleşti. Amaçları, o zamana kadar sadece batı-doğu yönünde uzanan bu birleşik bölgenin solunda ve sağında yer alan cazip tatil ve gezi alanlarını turistlere açmaktı.Bu girişim güzergahı Almanya’da kurulan ilk turistik rotalardan biri yaptı. Yol, adını çok sayıda kale ve saraydan alıyor ve başından beri sadece “Kale Yolu” adının uygun olacağı oldukça açıktı. 

Yolu’nun 40. yıldönümü olan 1994 yılında, yol  Prag‘a kadar uzatıldı ve bu uzatma 2017 yılının sonuna kadar devam etti. 

Kale Yolu yolculuğunun muhteşem başlangıcı, Mannheim’daki Barok saray, Schwetzingen’deki saray ve bahçeler ile dünyaca ünlü Heidelberg Kalesi ile işaretli durumdadır. Ortaçağ kaleleriyle dolu Neckar Vadisi‘ nden başlayan bu rota, Bad Wimpfen’deki İmparatorluk Sarayı’nın yanından geçerek Heilbronn çevresindeki şarap bağlarına ve oradan Schwäbisch Hall üzerinden Rothenburg ob der Tauber’ e ulaşır. Yol boyunca gezginler ; Ansbach, İmparatorluk Kalesi ile Nürnberg, Frankonya İsviçresi, UNESCO Dünya Mirası şehri Bamberg ve Coburg, Kronach ve Kulmbach’taki etkileyici kaleleri keşfederek Wagner şehri Bayreuth’a ulaşırlar. Frankonya genişlemesinin bir parçası olarak, EbernRotenhan kalıntıları ve Eyrichshof Kalesi’ ni de içeren Haßberge bölgesi de rotaya eklenmiştir. Hemen komşuları olan Rentweinsdorf ( kalesiyle), Pfarrweisach (Lichtenstein kalıntılarıyla ) ve Maroldsweisach (Altenstein kalıntılarıyla ) sizi Ebern çevresindeki Kale Yolu boyunca kapsamlı gezilere davet eder. 

Günümüzde Kale Yolu, güzergah üzerindeki kasaba ve belediyeleri üye olarak bünyesinde barındıran bir dernektir. Bir yerin üye olabilmesi için, bir kale, şato veya saray, manastır veya tarihi bir eski şehrin bulunması gerekmektedir.

 

✘-    Rheinsteigkonum

Ren Nehri, yüzyıllardır efsanevi bir tanrı olan Rhenus Pater (Almanlar tarafından  “Ren Baba” olarak adlandırılır) olarak kişileştirilmiştir. Nehir, kale kalıntıları ve kaya oluşumları, nesiller boyu ressam ve şairlere romantik eserler yaratmaları için ilham kaynağı olmuştur. Rheinsteig Yürüyüş Parkuru, Almanya’daki en popüler turlardan biridir. Ren’in sağ kıyısında, yürüyüşçüler Wiesbaden ve Bonn arasındaki ünlü nehrin ardındaki efsaneleri 320 km. boyunca kaleleri ve üzüm bağlarını keşfeder. Rheinsteig Patikası’nın takma adı ‘Yüksek Seviye Yürüyüşü‘dür ve bu oldukça yerinde bir tanımlamadır çünkü yürüyüşün büyük bir kısmı sizi dağların, daha doğrusu Ren vadisini çevreleyen tepelerin sırtı boyunca götürür.

Rota üzerindeki Burg Rheinfels (konum) Ren Nehri üzerindeki en büyük ve en görkemli kaledir.

 

✘-    Stadekonum ;

Muhteşem yarı ahşap evler, bol su kanalı yolları ve  geleneklere bağlıbir yaşam ile  Cuxhaven ve Hamburg arasında yer alan bu küçük Hansa kasabasının karakterize edilmiş halidir. Stade, güzelce restore edilmiş eski şehri ve canlı atmosferiyle göz kamaştırıyor. Eski Hansa limanındaki yeniden inşa edilmiş ahşap çarklı vincin yanında durmak veya şirin kafelerden birinde mola vermek, insanı geçmiş bir döneme götürüyor. İlkbahar ve yaz aylarında, geleneksel kanal tekneleri eski şehri çevreleyen eski hendekte sefer yaparak, Stade’yi sudan keşfetmenin eşsiz bir yolunu sunuyor. Daha büyük kardeş şehri Hamburg’un gölgesinde kalan bu küçük Hansa kasabası, haksız yere kolayca gözden kaçırılıyor! Kuzey Denizi yakınlarındaki Aşağı Saksonya’da bulunan bu son derece şirin şehir, Orta Çağ’da ticari konfederasyonun önde gelen bir üyesiydi. Sonradan Hamburg’un gölgesinde kalsa da, Stade yine de Elbe Nehri boyunca güçlü bir liman kenti olarak varlığını sürdürmüştür.

En güzel binalar elbette sahil şeridinde yer alsa da, kasabanın tamamı aynı eski dünya cazibesini yansıtıyor. Elbe Nehri üzerindeki stratejik konumu, bu küçük yerleşim yerini kısa sürede önemli bir denizcilik merkezine dönüştürmüştür. Ancak böylesine değerli bir toprak asla  işgalcilerden güvende olamazdı… bu nedenle Stade, Alman, Danimarka ve İsveç yönetiminden birkaç kez el değiştirdi. Şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden biri de yakın zamanda müzeye dönüştürülen İsveç Deposu‘dur. Stade’nin simgesi, kulesinden şehrin muhteşem manzaralarını sunan Aziz Cosmae et Damiani Kilisesi‘dir. Su sporları meraklıları için Stade ; kano, ayakta kürek sörfü, barbekü donutları ve Fleetkahn veya Tidenkieker (gelgit bataklıkları tur teknesi) ile tekne turları gibi aktivitelerle mükemmel bir oyun alanıdır. Eski Şehrin tarihi su yollarında romantik bir yolculuğa çıkaran kanal teknesi turunu da unutmayalım.  Müzikseverler, dünyaca ünlü sanatçıların yer aldığı Hanse Şarkı Festivali‘ni kaçırmamalı.

 

✘-  Gotha – konum ;

Thüringen bölgesinde yer alan Gotha, rahatlatıcı cazibesi ve zarif mimarisiyle bilinen, büyük bir çekiciliğe sahip küçük bir şehirdir. Gotha’nın kalbinde, peyzajlı bahçeler, müzeler ve kültürel kurumlarla çevrili çarpıcı bir Barok kompleks olan Friedenstein Kalesi bulunur. 

Thüringen, Almanya’nın merkezinde yer alan, derin tarihi kökleri ve kültürel mirasıyla bilinen bir bölgedir. Sıklıkla “Almanya’nın yeşil kalbi” olarak anılan bölge, uçsuz bucaksız ormanları, pitoresk kasabaları ve ortaçağ kaleleriyle ünlüdür. Bölgenin en ünlü şehirlerinden biri olan Weimar, Johann Wolfgang von Goethe, Gotha ve Friedrich Schiller gibi önemli isimlere ev sahipliği yapmış olması nedeniyle Alman klasisizminin beşiği olarak kabul edilir. Eyalet başkenti Erfurt ise, çarpıcı ortaçağ mimarisi ve ünlü Erfurt Katedrali ile bir diğer kültür merkezidir.

Ticaret yolları üzerinde küçük bir yerleşim yeri olarak başlayan Gotha, zamanla bir pazar kasabasına dönüşmüştür. Stratejik konumu, ticaretteki büyümesini ve bölgesel etkisini desteklemiştir. Günümüzde Gotha, Friedenstein Kalesi ve müzeleri etrafında şekillenen güçlü bir tarihi kimliğe sahip, sakin bir şehirdir . Şehir, festivaller, sergiler ve akademik araştırmalar yoluyla mirasını kutlamaya devam etmektedir. Friedenstein Şatosu, Gotha’nın en önemli simgesi olan görkemli bir Barok sarayıdır. Friedenstein Şatosu’nun yakınında bulunan Herzogliches Müzesi, etkileyici bir sanat ve antik eser koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır. Koleksiyonlarında Mısır eserleri, Rönesans resimleri ve Doğu Asya sanatı yer almaktadır. Gotha Portakal Bahçesi, saray kompleksinin bir parçasıdır.

 

➣ Almanya’ da bunlar gibi gizli kasabalar mutlaka daha da vardır. Ben bazılarını makale içeriğine ekledim. Başka bir içerikte görüşmek üzere..

 

 

 

-Ana Sayfa’ ya Dön-