GİZLİ HAZİNELER (MEKANLAR) – ALMANYA
(Kısa Kısa..)
(Bu makale değişik kaynak içerikli bilgilerden hazırlanmıştır)
Almanya, Berlin’deki lüks şehir hayatından veya Sylt adasındaki rüya gibi plaj cennetlerinden çok daha fazlasını sunabilen bir ülkedir. Almanya, muhteşem ortaçağ şehirleri, inanılmaz manzaraları ve el değmemiş doğasıyla dolup taşıyor. Wuppertal‘dan Sylt‘e kadar, muhtemelen daha önce hiç duymadığınız, Almanya’nın az bilinen, alışılmışın dışında gizli yerlerini ziyaret edin.
Gezginler tarafından en sık ele alınmış doğa ve tarih hazineli bir kaç destinasyon noktaları.
Main Market (Hauptmarkt)

Roma hamamları, Karl Marx, Riesling şarabı ve Mosel Nehri’nin ortak noktası nedir? denince Lüksemburg sınırında yer alan ve genellikle gözden kaçan Alman şehri Trier akla ilk gelen olacaktır. İlk bakışta Trier, nehrin kıyısında, üzüm bağlarıyla çevrili, birkaç kilise kulesi ile süslenmiş, manzaralı Mosel Vadisi’nde yer alan tipik ve büyüleyici bir Alman kasabasıdır. Ancak, Trier’in Arnavut kaldırımlı sokaklarını gezdiğinizde, bu Alman kasabasının özel olduğunu keşfedeceksiniz. Roma dışında en iyi Roma anıtlarından bazılarına sahip olmakla kalmaz — hatta “Kuzeyin Roma’sı” olarak bilinir — aynı zamanda Almanya’nın en eski kasabasıdır. M.Ö. 16 civarında Augusta Treverorum olarak kurulan (kökleri daha da eskiye dayanan) Trier, o kadar önemli bir Roma şehri haline gelmişki ki, o zamanlarda bile “Roma Secunda” (ikinci Roma) olarak biliniyordu. Ancak bu etkileyici tarihine rağmen, Roma kalıntıları, tarihi katedralleri, lezzetli şarapları ve inanılmaz Avrupa Noel pazarlarıyla dolu bir şehir olan Trier, hâlâ pek de bilinmemektedir.
Moselle bölgesindeki bu şehir, Almanya’nın en eski şehirlerinden biri olmasının yanı sıra, Almanya’nın en iyi gizli yerlerinden biri olarak da biliniyor. Trier şehrinin sembollerinden biri olan devasa surlu kapı “Porta Nigra” gibi Roma dönemine ait birçok kalıntı göreceksiniz.

Romalılar MS 170 yılında Porta Nigra’nın temel taşını attıklarında, ne kadar başarılı olacağını asla hayal edemezlerdi. Sonuçta, bu şehir kapısı o zamanlar Trier’deki dört kapıdan sadece biriydi ve Roma İmparatorluğu genelindeki birçok kapısından biriydi. Bugün, yaklaşık 1850 yıl sonra, ‘Kara Kapı’, Alpler’in kuzeyindeki en iyi korunmuş Roma şehir kapısı ve modern Almanya’daki Roma yapıları söz konusu olduğunda en önemli turistik yerdir.
Ortaçağdan kalma Hauptmarkt, Porta Nigra gibi Trier’in en güzel yerlerine açılan bir kapı olarak kabul edilir, ancak meydanın kendisi de zaman ayırmaya değer. Meydanı çevreleyen birçok restoran terasından birinde bir içki içebilir veya yemek yiyebilir ve şehrin koruyucu azizi Aziz Petrus’a adanmış 16. yüzyıldan kalma çeşmeyi ziyaret edebilirsiniz.
Konstantin Bazilikası veya Aula Palatina, Roma İmparatoru I. Konstantin (Büyük Konstantin) tarafından görkemli bir tarzda inşa edilmiş devasa bir kabul salonudur; Trier’in daha sonraki Roma dönemine ait birçok önemli yapısının da mimarı odur. 4. yüzyıldan kalma yapının en önemli özelliği, 33 m. yüksekliğinde, 67 m. uzunluğunda ve 26 m. genişliğinde olan devasa taht odasıdır.
Trier’in bir diğer önemli özelliği de komünizmin babası Karl Marx‘ın 1818’de burada doğmuş olmasıdır. Marx’ın sadece iki yıl kadar yaşadığı, Trier’in Brückengasse caddesindeki eski doğum evi, 1727’de inşa edildiği zamanki halini neredeyse korumaktadır. Zarif beyaz cephesi, çatı pencereleri ve mavi panjurları ile Marx’ın hayatına adanmış bir müzeye ev sahipliği yapmaktadır.
Roma & Forum Hamamları ; 1. yüzyıla kadar uzanan Forum Hamamları, Trier’deki en eski hamamlardır ve adını Roma Forumu’na yakın konumundan almaktadır. Trier’in ortasında büyük bir binanın içinde yer alan kalıntılar neredeyse tamamen yer altındadır ve camdan yapılmış Ungers Binası’ndan yukarıdan görülebilir.
Trier Katedrali veya Aziz Petrus Katedrali, Batı dünyasının en eski kiliselerinden biri olarak kabul edilen büyük ve etkileyici bir kilisedir. 4. yüzyıla kadar uzanan orijinal unsurlar, kilise boyunca hala görülebilir
Trier’deki bir diğer ikonik Roma kalıntısı ise, Ren Nehri kadar doğal güzelliklere sahip, pek bilinmeyen Alman nehirlerinden Mosel Nehri’ni geçen antik bir köprüdür. Kökenleri 2. yüzyıla dayanan, kemerli, kırmızı tuğlalı bir geçit olan Roma Köprüsü veya Römerbrücke, Almanya’nın en eski köprüsüdür. Köprünün bazı bölümleri yeniden inşa edilmiş olsa da, dokuz ana destek sütunu orijinaldir. Bir zamanlar savaş arabalarıyla dolu olan, şimdi ise arabalarla dolu olan bu köprünün ne kadar eski olduğunu anlamak zor olacaktır.
Trier çevresinde şarap üretimi Roma döneminden (belki de daha öncesinden) beri yapılmaktadır ve Mosel Vadisi, özellikle Riesling olmak üzere mükemmel şaraplarıyla hala ünlüdür. Trier’de, çevredeki vadideki birçok şaraphaneye götüren çeşitli “şarap rotaları” bulunmaktadır; bunlardan biri de belki de Almanya’nın en eski şarap mahzenidir. Vereinigte Hospitien şarap çiftliği, en az 1700 yıl öncesine dayanan bu Roma şarap mahzenine ev sahipliği yapmaktadır ve halka açık olup ziyaret ve tadım için kullanılabilir. Vereinigte Hospitien ayrıca, Mosel Nehri ve şaraphanelerini Fransa, Lüksemburg ve Almanya üzerinden takip eden Via Mosel Şarap ve Mimari Rotası’nın da bir parçasıdır.
Kısacası ; Trier, romantik bir şehir kaçamağı veya Noel alışverişi için de harika bir destinasyondur. Şehir bu dönemde büyülü bir mekana dönüşür, haileyle Noel’de orada olmak veya sadece Noel pazarında dolaşmak için mükemmel bir yer olacaktır.
Nasıl gidilir : Deutsche Bahn ile Almanya’nın büyük şehirlerinden (Frankfurt, Koblenz ve Köln gibi) tren ile ulaşım sağlanabilir. Trier havaalanına veya Trier’e arabayla 40 dakika uzaklıkta bulunan Lüksemburg havaalanı üzerinden ulaşım en uygun olanıdır. Şehirlerarası otobüs hizmetleri için (FlixBus gibi), Avrupa’nın çeşitli yerlerinden Trier Merkez Otobüs Terminali’ne uygun fiyatlı seyahat imkânı sunan firmalar da bulunmakta..
- 2. Wuppertal – Kuzey Ren – Vestfalya, konum

Düsseldorf Havalimanı’ndan araba veya trenle sadece 30 dakika uzaklıkta bulunan Wuppertal, Almanya’nın pek bilinmeyen destinasyonlarından bir diğer şehridir.
Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya bölgesinin kalbinde yer alan ve genellikle “Yeşil Şehir” olarak anılan Wuppertal, tipik bir sanayi merkezinden çok farklıdır. Wupper Nehri’nin dar vadisine kurulmuş bu şehir, dik tepeler, tarihi mimari ve dünyanın en ikonik mühendislik harikalarından biri olan Schwebebahn’ın eşsiz bir karışımını sunmaktadır. Wuppertal’e seyahat etmek, doğanın ve kentsel yeniliğin kusursuz bir şekilde bir arada bulunduğu bir yere yolculuktur. İster dünyaca ünlü dans tiyatrosu, ister yemyeşil botanik bahçeleri, isterse de kendine özgü kentsel karakteri için ziyaret ediyor olun, Wuppertal beklentilerinizi aşan bir deneyim vaat edecektir.
120 yıl önce, bu sanayi kenti havada asılı bir metro sistemi kurmak gibi fütüristik (zamanının ötesinde olan, gelecekteki..) bir karar alan ilk şehir olmuştur. Hâlâ hizmet veren bu 13 kilometrelik monoray (genelde beton yapıda tek ray üzerinde seyir eden raylı sistem – Schwebebahn), Almanya’nın en gizli hazinelerinden biri olan Wuppertal’ın simgelerinden biridir. Avrupa’da çok nadir görülen dünyaca ünlü asma demiryolu olarak özgün toplu taşıma aracıdır.
“Almanya’nın Manchester’ı” ya da “Almanya’nın San Francisco’su” olarak da bilinen bu şehri bu kadar özel kılan nedir? Aspirin, yonga duvar kağıdı ve Thermomix’in (pişirme, doğrama, yoğurma, karıştırma ve buharda pişirme gibi 20’den fazla mutfak aletinin işlevini tek bir cihazda birleştiren hepsi bir arada akıllı bir mutfak robotudur) icat edildiği bir şehir. Kimya devi Bayer’in 1863’te kurulduğu ve iklim, çevre ve kaynak konularını ekonomik ve toplumsal değişim meseleleriyle birleştiren araştırmalar yapan Wuppertal Enstitüsü’nün bulunduğu yerdir.
Tony Cragg ve Pina Bausch, 1970’lerde Wuppertal’a yerleşmek üzere gelirler. Birisi, Büyük Britanya’dan gelen uluslararası üne sahip bir heykeltıraş. Diğeri ise, Köln, Berlin ya da Hamburg’a da gidebilecek olan, zamanının en önemli koreograflarından biriydi. Sanatçının ölümünden yıllar sonra, onun ilerici dans ruhu hâlâ yaşıyor gerçeğidir. Hem sahnede hem de şehrin amatör dans tutkunlarının her zaman katıldığı açık hava etkinliklerinde bunu gözlemlersiniz.
Wuppertal’a ulaşım, Batı Avrupa’daki merkezi konumu sayesinde oldukça kolaydır. Şehir, tren ve karayoluyla iyi bağlantılıdır, ancak özellikle Güneydoğu Avrupa’dan gelen birçok gezgin için otobüs en güvenilir ve uygun fiyatlı seçenektir. Wuppertal İstasyonu (Stacioni Vupertal), Planet Reisen gibi uzun mesafeli taşımacılık şirketleri için ana varış noktası olarak hizmet vermektedir .
Wuppertal’ı Priştine, Prizren, Üsküp ve Tetovo gibi büyük şehirlere bağlayan otobüsler her gün sefer yapıyor. Bu sınır ötesi güzergahlarda ortalama yolculuk süresi yaklaşık 24 saat olup, bilet fiyatları 90 € civarında başlıyor.
- 3. Rothenburg ob der Tauber – Bavaria – Bu masalsı şehirin detay gezi bilgilerine buradan ulaşın

- 4. Bremen – konum

Bremen, Almanya’nın kuzeybatısında, Weser Nehri üzerinde , nehrin Kuzey Denizi’ne döküldüğü noktadan yaklaşık 60 kilometre güneyde yer alan bir liman kentidir. Bremen Mızıkacıları’ ndan fazlasıyla aşina olduğumuz bu şirin şehir, aslında tam bir hafta sonu rotası. Her yer birbirine çok yakın ve kolayca geziliyor. Bir Kuzey Almanya şehri olarak Hamburg’a yalnızca 1 saat uzaklıkta olması da diğer avantajı. Weser Nehri kıyısındaki Bremen, Orta Çağ yapıları ve tarihi dokusu ile de göz alıcı bir mimariye sahip. En önemli özelliklerinden bir diğeri ise müzik ve sanatla iç içe bir şehir olması.
Burası, Bremen ve Bremerhaven’ den oluşan iki şehirli bir devlet olan Özgür Hansa Şehri Bremen’in (Freie Hansestadt Bremen) başkentidir. Ülkenin en büyük şehirlerinden biri olmasına rağmen, Almanya’da turistik rotaların dışında kalan yerleri keşfetmek isteyen gezginler için hâlâ gizli bir hazine niteliğindedir.
Bremen, Hamburg’dan sonra Kuzey Almanya’nın ikinci büyük şehri ve Kuzey Avrupa’nın tarihi Hansa şehirlerinden biridir. Varoluşunun büyük bir bölümünde Bremen, 13. yüzyılda Kuzey Avrupa’da kurulan tüccar şehirleri ağı olan Hansa Şehirleri Birliği’nin merkezinde bağımsız bir şehir olarak yerini almış. Bu ağ, Kuzey Almanya’daki Hamburg, Osnabrück , Lübeck ve Stralsund gibi şehirlerin yanı sıra Gdansk (Polonya), Bruges (Belçika) ve Riga (Letonya) gibi şehirleri de içermekte idi.
Limanı sayesinde Bremen, ortaçağ surlarıyla çevrili çok güzel bir tarihi merkeze sahip zengin bir şehirdir. Gezginler ayrıca, 500’den fazla Alman şarabı sunan bir restorana ev sahipliği yapan eski belediye binası “Rathaus”un bulunduğu pazar meydanı “Marktplatz“ı da severler. Etrafı Orta Çağ mimarileri ile çevrili bu meydan, aynı zamanda Bremen’deki gezi noktalarının da merkezi konumunda. Geçmişte pazarların kurulduğu meydanın etrafında ; Bremen Belediye Binası yanısıra, St. Petri Katedrali, Roland Heykeli ve Bremen Mızıkacıları Heykeli gibi noktalar yer alıyor. Ayrıca, Noel döneminde Noel pazarlarını da bu meydanın çevresinde gezmek mümkün. Meydanın çevresinde çok sayıda kafe, restoran, bar ve mağaza var. Bremen’de alışveriş caddeleri de Marktplatz etrafında uzanıyor.
Özellikle dış cephesi ve eşsiz oyma detayları ile Gotik ve Rönesans detaylardan oluşan bu mimari yapıya sahip “Belediye Binası”, Marktplatz’a gelir gelmez dikkati çekecek ilk yer olacaktır. Belediye binasının geçmişi 15. yüzyıla uzanıyor.
Eğer Bremen adını daha önce duymuşsanız, muhtemelen Grimm Kardeşler‘ in “Bremen Şehir Müzisyenleri” (Die Bremer Stadtmusikanten) masalı ilk akla gelecek olandır.

Bremen’e dair hiçbir seyahat rehberi bu ünlü müzisyenlerden bahsetmeden tamamlanmış sayılmaz. Hikayedeki hayvanlar Bremen’e hiç gelmemiş olsalar da, Bremen Mızıkacıları’nın müthiş dörtlüsü – eşek, köpek, kedi ve horoz Bremen Belediye Binası’nın hemen yanında gururla üst üste duruyor ve şüphesiz şehrin en sevilen simgelerinden birisi oluyor.
Doğal olarak, burası fotoğraf çekmek için de popüler bir yer ve bu da onu Bremen’de yapılacak en iyi şeylerden biri yapıyor ; birçok turist, iyi şans için eşeğin bacaklarını ovması da yerel geleneğini takip ediyor.
Meydanda görmeniz gereken yerlerden biri de St. Petri Katedrali. Zaten o kadar görkemli bir yapı ki dikkatinizden kaçması imkansız! Bremen Katedrali St. Petri’nin 98 metre uzunluktaki çift kulesi de bir diğer dikkat çeken özelliği. Kulelerin bu ikonik yapısı, Bremen silüetinde de önemli bir yer taşıyor. Katedrale giriş ücretsiz. İç mekandaki fresk ve vitrayları da mutlaka görmenizi tavsiye edilmekte.
Kırmızı tuğlalı mimarisi ile ilgi çeken Böttcherstrasse. Meydandan birkaç adım yürüme mesafesinde, çok nostaljik bir sokak burası. Sokak 1920’lerde tüccar ve sanat koleksiyoncusu Ludwig Roselius tarafından tasarlanmış. O dönemin mimari stili ile film seti gibi bir ortamı var. Günümüzde ise müzelerin, sanat galerilerinin, tasarım mağazalarının ve kafelerin olduğu bir kültür merkezi konumunda.
Ve sırada ; Schnoor mahallesi var. Burası, şehrin tarihi mahallelerinden biri. Orta Çağ dönemine ait yapılar yan yana sıralı şekilde estetik bir hava katıyor. Schnoor aslında eskiden balıkçıların ve denizcilerin yaşadığı bir semtmiş. Şimdi ise restore edilen rengarenk evleriyle sanat galerilerinin, tasarım mağazalarının ve küçük kafelerin merkezi.

Weser Nehri kıyısı ile Bremen eski şehir merkezinden biraz uzaklaşıp şehrin başka yönünde zaman geçirmek de farklı bir bakış açısı olacaktır.
Ve unutmadan ; Beck’s Bira Fabrikası – Beck’s markasının merkezi Bremen’de olduğu için, burada fabrika turu ve tadım yapmak farklı bir aktivite olur. 1873 yılında kurulan bu tarihi fabrika, Bremen’in bira üretiminde önemli bir yere sahip. Fabrikada ziyaretçiler için turlar da yapılıyor (yaklaşık 2-2.5 saat süreli, 20 €). Böylece, hem Beck’s’in üretim sürecini keşfetme fırsatı buluyorsunuz hem de bira tadımı yapıyorsunuz. Fabrikanın içinde bir de Beck’s Müzesi var.
- Bremen’den günübirlik nerelere gidilir?
Hamburg, Lüneburg, Münster, Osnabrück, Oldenburg ve Cuxhaven 2 saat içerisinde günübirlik gidilecek şehirler.
Son bir not ; Almanca bilmeseniz de İngilizceniz yeterli olacaktır. Bremen’de yaşayan Türkler de çok olduğu için özellikle kafelerde ve mağazalarda bazen Türkçe konuşarak anlaşmanız bile mümkündür!.
- Bremen ile ilgili daha geniş bilgiler buradan ya da bu alandan ( & buradan) ulaşın.
Ulaşım: Bremen Hauptbahnhof, şehrin ana tren istasyonu ve kuzey Almanya demiryolu ağının önemli bir kavşağıdır. Doğrudan ICE ve IC trenleri, Bremen’i Hamburg’a bir saatten az, Hannover’e yaklaşık bir saatte ve Ruhr bölgesindeki çeşitli şehirlere bağlamaktadır. Bölgesel trenler ise Bremen’i Oldenburg, Osnabrück ve Aşağı Saksonya’daki diğer küçük kasabalara bağlamaktadır.
** Hamburg’ dan Bremen ; Yalnızca 6-8 € ödeyerek ulaşım mümkün. Bu rakamlardaki tren biletleri için ise bakmanız önerilen yer Flixtrain’in web sitesi. Flixtrain, Flixbus’ın tren versiyonu ve fiyatları da oldukça uygun bir marka. Flixtrain rotalarına şu linkten bakabilirsiniz. Yol trenle sadece 1 saat sürüyor.
- 5. Ladenburg – Baden-Württemberg – konum
Tarihçiler tarafından Ren Nehri’nin batı yakasındaki en eski Alman şehirlerinden biri olarak tanımlanır ve tarihinde güneybatı Almanya’nın en önemli Roma metropollerinden birisi olarak anılır. Ladenburg, günümüzde Mannheim veya Heidelberg gibi çok önemli şehirlerle çevrili olduğu için bölgenin en önemli şehri olmaktan biraz uzaklaşmıştır ; ancak yine de Almanya’nın en güzel gizli şehirlerinden biri olmaya devam etmekte ve büyük şehirlerin dışında kısa bir şehir kaçamağı veya öğleden sonra kısa bir gezi için ziyaret etmeye değerdir. Şehir Mannheim Havalimanı’na (10 dk) – Frankfurt Havalimanı’na (1 saat) uzaklıktadır.
Tekneyle Heidelberg ve Mannheim’a gidebilir, bisikletle dağ yolunu takip ederek idil bir atmosfer sunan küçük kasabaları gezebilir ya da Odenwald‘ da ormanlar ve meyve bahçeleri arasında yürüyüş yapabilirsiniz.
Carl Benz’in memleketini keşfedin,
Orta Çağ’dan kalma surlar, pitoresk ahşap iskeletli evler ve dar sokaklar, pazar bazilikası, iyi korunmuş termal hamamlar ve tapınaklar kadar kentin hareketli tarihini yansıtıyor. 2000 yılı aşkın bir süre önce Romalılar tarafından kurulan Ladenburg, uzun bir süre boyunca önemli bir ticaret merkeziydi. Tarihi eserler listesinde yer alan eski şehir, Carl Benz’in çalıştığı yer olarak da ünlüdür. İlgilenen ziyaretçiler, Ladenburg’daki Carl Benz Müzesi’ni, dünyanın en eski garajını ve otomobil mucidinin evini ziyaret edebilirler. Günümüzde Ladenburg, Mannheim ve Heidelberg’e yakınlığı nedeniyle birçok uluslararası şirket için önemli bir iş merkezi ve popüler bir yerleşim yeri olarak kabul edilmektedir.
- 6. Bamberg – Bavyera – konum

Bavyera eyaletinin kuzeyindeki Yukarı Frankonya’da (Oberfranken) bulun büyüleyici kasaba, Almanlar tarafından Almanya’da yaşanabilecek en keyifli şehir seçilmiş. Bamberg, Nürnberg şehrine arabayla veya trenle sadece 40 dakika uzaklıktadır . Tıpkı Roma veya Lizbon gibi 7 tepe üzerine kurulmuş bu şehrin – “Frankonya’nın Roma’sı” – Orta Çağ’dan miras kalan taş köprüleri, barok tarzı yarı ahşap evleri, ortaçağ kiliseleri, nehirle iç içe geçmiş kıvrımlı sokakları ve el işi detaylarla bezeli tarihi binalarıyla, Almanya’da romantizmi en doğal ve zarif hâliyle yaşatan şehirlerden birisidir.
Şehrin kalbinde, suyun üzerine kurulu Eski Belediye Binası (Altes Rathaus) görsel bir imza gibidir. Küçük Venedik (Klein Venedig) olarak anılan balıkçı evleri ise rengârenk cepheleri, çiçekli balkonları ve ahşap iskeleleriyle kartpostalları aratmaz.
Bamberg yüzyıllar boyunca bozulmadan kalmış ve önemli bir sanayisi olmadığı için II. Dünya Savaşı’nın bombalamalarından bile kurtulmuştur. Bemberg, günümüze kadar sağlam kalmış Avrupa’nın en büyük şehir surlarına da sahiptir. Bamberg, 1993 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.
Bamberg kompakt bir yapıda ve gezilecek yerlerin büyük bölümü yaya dostu bir rotada toplanır. Eski Şehir, Nehir Adası ve Katedral Tepesi’ni yürüyerek gezebilirsiniz. Hangi mevsimde gelirseniz gelin, “altın saat” / golden hour (gün doğumu ve batımı) nehir manzaralarını en etkileyici halidir. Yaz akşamları nehir kıyısındaki teraslar hızla dolar; gün batımdan 30–45 dakika önce yerinizi almanız tavsiye edilmekte! Altenburg Tepesi: Şehri ve nehir kıvrımlarını kuşbakışı izlemek için gün batımında çıkmaya değer olacak bir noktadır..
Bamberg’e en pratik ulaşım yolu tren olacaktır. Nürnberg’den sık kalkan bölgesel trenlerle genellikle 45–60 dakikada, Münih’ten yaklaşık 2–2,5 saatte, Frankfurt’tan ise çoğu hatta 2–2,5 saatte ulaşabilirsiniz. En yakın büyük havalimanları Nürnberg, Münih ve Frankfurt’tur; bu havalimanlarından direkt tren bağlantısı, aktarmalı hatlarla oldukça rahattır. Nürnberg Havalimanı’ndan (U2 metro hattı) Nürnberg Merkez İstasyonu’na geçip bölgesel trenlere bağlanmak yaygın bir seçenektir.
- Daha fazla detay için – kaynak link.
- 7. Freiburg Im Breisgau – Baden-Württemberg – konum



- 8. Freudenberg / Siegerland – konum

Birçok insanın bilmediği Almanya’nın efsanevi yerlerinden biridir. Birbirine çok benzeyen ama aslında birbirinden farklı olan bu şaşırtıcı olan beyaz yarı ahşap evlerin sıralandığı bir şehir düşünün. “Alter Flecken” olarak da adlandırılan eski şehir merkezinde, 80’den fazla siyah-beyaz yarı ahşap ev hala birbirine yakın bir şekilde sıralanmış ve etkileyici bir fon oluşturmaktadır. Şehir 17. yüzyılda ikinci kez yandıktan ve vatandaşlar evlerini yeniden inşa ettikten sonra, tüm evler sokaklara bakan üçgen çatılı olarak inşa edilmiştir. Ortaya çıkan karakteristik görünüm, günümüzde mükemmel bir kartpostal motifi oluşturmaktadır. Burası ; Köln’ün yaklaşık 80 kilometre doğusunda, Dortmund’un 90 kilometre güneyinde ve Frankfurt am Main’in 140 kilometre kuzeybatısında yer almaktadır.
Freudenberg ve yarı ahşap evlerin en güzel manzarası Kurpark‘ tan görülebilir . Bu park, şehrin “iklimsel sağlık merkezi” unvanını aldığı 1979 yılında oluşturulmuştur. Bölge yalnızca panoramik manzarası ile değil, eski şehrin sokaklarında yapılacak bir yürüyüşle de mutlaka görülmeye değerdir. “Kölner Straße” üzerindeki – “Poststraße”, “Unterstraße”, “Mittelstraße” ve “Marktstraße” sokaklarından geçerek, tekrar tekrar birbirinden güzel fotoğraf noktaları keşfedin.
Freudenberg’in en eski evi, 17. yüzyıldaki yangından sağlam kalan tek ev olan “Kölner Straße 3” adresindeki evdir.
- 9. Bastei Bridge – Bastei Köprüsü /Saksonya İsviçresi Milli Parkı – Lohmen, konum
Bastei Köprüsü, Almanya’nın Dresden kentine 40 km, Bohemya-Saksonya İsviçre Milli Parkı’nın Çek kısmına açılan kapı niteliğindeki Çek kasabası Hřensko‘ya ise 26 km uzaklıkta yer almaktadır. Bastei Köprüsü’ne ulaşmanın en iyi yolu araba ile gitmektir. Prag’dan buraya yolculuk yaklaşık 2 saat sürer.
Çek Cumhuriyeti’nden Děčín’den Bad Schandau’ya giden bir trene binebilirsiniz. Oradaki Kurort – Rathen yönüne gidecek ikinci trene geçin. Ardından, ancak yürüme ile ulaşacağınız bir rota ile (Elbe nehrini kısa süreli ulaşımı sağlayacak tekne ile geçerek) yaklaşık 2 km yol yürüyerek tamamlayın.
Bastei Köprüsü, 7/24 halka açık ve yılın herhangi bir zamanında ziyaret edilebilecek doğal anıtlardan biridir. Kalabalıklardan kaçınmak istiyorsanız, sabahın erken saatlerinde veya akşamları, romantik bir gün batımının tadını çıkarabileceğiniz zaman gelin.
- 10. Kategori: Syt – Sylt Adası – konum

Sylt Almanya’nın en kuzeyinde neredeyse Danimarka diyeceğimiz yerde bulunan bir ada. Almanya’da bulunan Kuzey Frizya Adaları’nın en büyük ve en kuzeydeki adası. Burası Almanya’nın en lüks yerleşim yeri. Öyle ki yabancı nüfus yok denecek kadar az.
Porsche marka taksi bulabileceğiniz, Hermes, Louis Vuitton, Gucci gibi mağazalarla da karşılaşacağınız bir yer. Restoran fiyatları da Almanya’nın diğer şehirlerine göre bir tık pahalı. Ada kum tepeleri, yapay bir göl’ e sahip. Adaya ulaşım araba ile direkt mümkün değil. Ya Danimarka üzerinden feribotla ya da Almanya ana karadan araba taşıyan trenlerle gelebilirsiniz. Ana karayı adaya sadece tren hattı bağlıyor. En mantıklısı Hamburg veya Danimarka’ya uçup oradan tren bağlantısı yaparak ada’ ya gelmek olacaktır..adanın kendi küçük havalimanı olan Sylt Airport’a uçabilirsiniz.
- 11. Cochem / Kokem – konum

Cochem, Almanya’nın batısındaki Moselle Nehri vadisinde, Lüksemburg ve Fransa ile sınırlarına yakın pitoresk bir konumda kasabadır. Yaklaşık 5.000 nüfuslu bu küçük kasaba, Romalıların asmaları bölgeye getirdiği günlerden beri önemli bir Rheinland şarap ticaret merkezi olmuştur. Kasabanın en ayırt edici özelliği, 11. yüzyıla kadar uzanan kalıntılarıyla nehrin üzerine çıkan kalesidir. Altında, boyalı dekoratif cephelerle yarı ahşap evlerle kaplı dar Arnavut kaldırımlı taş şeritleri ile eski duvarlı şehir yatıyor.
Cochem bugün, Moselle vadisi boyunca “Alman Şarap Rotası” ndaki konumundan yararlanarak, yerel kuruluşlarda şarap tadımıyla ilgilenen turistleri çekiyor. Kalenin altına yanaşan Moselle nehir yolcu gemileri, eski şehrin ortaçağ sokaklarını ve tarihi manzaralarını keşfetmek isteyen ziyaretçilerini bekliyor.
Frankfurt Hahn Havaalanı, en uygun olmasa bile, Cochem’e en yakın havalimanıdır (40 km) / Köln-Bonn Havaalanına (110 km) / Lüksemburg Havaalanına (132 km) / Frankfurt Havalimanına (140 km) mesafede yer alır..
Reichsburg Cochem, kelimenin tam anlamıyla ‘Cochem İmparatorluk Kalesi‘ ile bilinir. Nehre bakan bir tepeye tünemiş bu kale, çevredeki üzüm bağlarının ve vadinin nefes kesen manzarasına sahip mutlaka görülmesi gereken bir cazibe merkezidir.
Altstadt (” eski kasaba), kale tepesinin ayağı ile Moselle nehri arasındaki dar bir toprak şeridinde yer almaktadır. Dolambaçlı sokakların ve küçük meydanların düzeni Orta Çağ’dan bu yana çoğunlukla değişmeden kalmıştır. Yarı ahşap evlerin çoğu 13. yüzyıldan 16. yüzyıllara kadar uzanır ve dini ve efsanevi sahneleri tasvir eden süslü oymalar ve resimlerle dekore edilmiştir.
Marktplatz, başlangıçta bir pazar yeri olarak kullanılan eski kasabadaki ana meydandır. Yakışıklı yarı ahşap binalar ve kafelerle çevrilidir. 13. yüzyıl Gotik belediye binası, Marktplatz’ın bir ucunda duruyor. Engeltor, orijinal ortaçağ müstahkem şehir duvarından kalan bir kapıdır.
Moselle vadisini keşfetmenin en keyifli yolu tekne gezisi olacaktır. Mosel vadisinde üretilen yerel şarapları kutlayan yıllık festivalleri de unutmayın!
Cochem, Moselle vadisi boyunca ve Koblenz-Trier hattındaki Lüksemburg Şehrine kadar bölgesel hizmetlerle hizmet vermektedir. Düzenli bölgesel ekspres servisler Trier’i Köln ve Mannheim’a bağlar. Alman demiryolu hizmeti, bir günlüğüne Rhineland-Palatinate, Saarland ve Lüksemburg’da bölgesel trenlerde ve otobüs seferlerinde sınırsız seyahat içeren bir bilet (Rheinland-Pfalz-Ticket + Lux) sunmaktadır.
- 12. Lindau’nun – Bavyera– konum
Almanya’nın Bodensee (Konstanz Gölü) kıyısında yer alan Lindau Adası, Alpler’e bakan, göl kenarında parıldayan bir mücevherdir. Tarihi şehir merkezi, ortaçağ binaları ve yarı ahşap evleriyle göz kamaştırır ve Lindau şehrinin geri kalanına bir köprüyle bağlı, kendi adasında yer almaktadır.
Lindau, 1275’te Kutsal Roma İmparatorluğu içinde Özgür İmparatorluk Şehri olarak anılmakta. Sonraları bir balıkçılık yerleşimi olarak gelişmiş ve yüzlerce yılını Swabia ve İtalya’nın zengin toprakları arasındaki bir ticaret merkezi olarak tarihinde yerini almıştır (Swabia ; güneybatı Almanya’da bulunan tarihî, kültürel ve dilsel bir bölgedir)…
Yazları feribot hizmetleri, Alpler’in arka planına hayran bırakacak Friedrichshafen, Meersburg ve Konstanz gibi diğer Constance kasabalarını ziyaret etmeyi kolaylaştırır.
Lindau kasabası, Berchtesgaden’e ve kasabaya giden Alman Alp Yolu turist rotasının başlangıcıdır ve Konstans Gölü, gezisine başlamadan önce keşfedilecek güzel bir alandır.
- 14. Krämerbrücke – konum

Almanya’nın Erfurt kentindeki Krämerbrücke (Tüccar Köprüsü), Avrupa’nın kesintisiz olarak yerleşime açık ve en uzun köprüsü olarak bilinen, nefes kesici bir ortaçağ kemer köprüsüdür. Breitstrom Nehri üzerinde uzanan köprü, 32 adet dar, yarı ahşap evle iki tarihi meydanı (Benediktsplatz ve Wenigemarkt) birbirine bağlamaktadır. İlk olarak ahşaptan inşa edilen yapı, mevcut taş haliyle 1325 yılında inşa edilmiştir (uzunluk -120 metre).
Köprü kompleksleri ;
. Zanaatkar Dükkanları: Tarihi evler, bağımsız butikler, galeriler, kafeler ve özel dükkanlarla doludur. Burada el yapımı zanaat ürünleri, antikalar ve yerel Thüringen ürünleri (çikolatalar ve ünlü Goldhelm dondurması gibi) bulabilirsiniz.
. Aegidienkirche (Aziz Aegidius Kilisesi): Köprünün doğu ucunda yer alan bu ortaçağ kilisesinin kulesine çıkarak Krämerbrücke ve Erfurt’un eski kentinin muhteşem panoramik manzarasını seyredebilirsiniz.
. Yükselen yarı ahşap duvarların arasında yer alan köprünün parke taşlı sokağı, inanılmaz fotoğraflar çekmenize olanak tanır.
. Köprü tamamen yayalara ayrılmıştır. Dükkanları gezip mimariyi hayranlıkla seyretmek için yaklaşık 1 ila 2 saat ayırın.
15. Rakotzbrürcke – konum

Şeytan Köprüsü olarak da bilinen Rakotzbrücke, adeta bir masaldan çıkmış gibi görünüyor. Bu eşsiz köprü, Almanya’nın Saksonya eyaletindeki küçük bir parkın içinde gizlenmiş durumda. Rakotzbrücke herhangi bir büyük şehrin yakınında bulunmadığı için buraya ulaşmak biraz zor olabilir. Ancak burayı yakınlardaki diğer destinasyonlarla birleştirirseniz, bu ziyareti harika bir günübirlik geziye dönüştürebilirsiniz.
Orta Çağ’da sayısız “Şeytan Köprüsü” inşa edilmiştir. Bu köprüler, ya o kadar muhteşem ya da inşası o kadar zorlu olan taş köprülerdir ki, yapımında ancak şeytanın yardımı olabilirdi fikrini ön plana taşırdı. Efsaneye göre şeytan, köprüyü geçen ilk insanın ruhu karşılığında köprünün inşasına yardım edermiş. Her köprünün kendine özgü bir halk hikayesi vardır. Rakotzbrücke, 1860 yılında insan eliyle inşa edilmiş. Köprünün her iki ucundaki sivri, kayalık kuleler ve gölde bulunan sivri kayalar da dahil olmak üzere köprünün tamamı insan yapımıdır. Şeytan bu köprünün yapımında rol oynamamış olsa da, köprü hassas kemeri nedeniyle yine de Şeytan Köprüsü adını almıştır.
Rakotzbrücke, Gablenz yakınlarındaki Rhododendronpark Kromlau’da yer almaktadır. Çoğu insanBerlin’den bir günlük gezide Rakotzbrücke’yi ziyaret eder. Berlin’den, çoğunlukla otoban üzerinden 165 km’lik bir sürüş mesafesindedir ve buraya gelmesi yaklaşık iki saat sürer.
Toplu taşıma ile: Berlin’den Cottbus‘a giden trene binin ve Weißwasser’a giden ikinci trene aktarma yapın. Ardından 257 numaralı otobüse binerek Kromlau’ya gidin. Kromlau’dan Kromlau Parkı’na 1 km yürüyüş mesafesi vardır. Berlin’den Kromlau’ya ulaşmak yaklaşık üç saat sürer.
Buraya geldiğinizde, geziniz çok kısa sürer. Rakotzbrücke’nin manzarasının tadını çıkarın, bol bol fotoğraf çekin ve göl çevresindeki patikalarda yürüyüş yapın. Kromlau Parkı dev orman gülleri ve açelyalarla doludur; ilkbaharda ziyaret etmek için harika bir yerdir. Sonbahar da Rakotzbrücke’yi ziyaret etmek için harika bir zamandır; sonbahar renkleriyle çevrili köprünün fotoğraflarını çekebilirsiniz.


